Buy Antabuse online

Site İçi Arama


Genel Arama
Sözlük Evinde Arama
Kullanıcı Girişi

Anasayfa Yazarlar Cemiyeti bârânî KONYA MEVLÂNA DERGÂHI'NIN 28. ÇELEBİSİ ABDÛLHALÎM (ERTÜZÜN*) EFENDİ'NİN MEKTUBU
  • KONYA MEVLÂNA DERGÂHI'NIN 28. ÇELEBİSİ ABDÛLHALÎM (ERTÜZÜN*) EFENDİ'NİN MEKTUBU

    Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta

    Mevlevi Ayini ve Semâ Törenleri çok kez doluluk sözkonusu olabilmektedir. Rezervasyon talep formunu doldurup yollayabilir ya da  info@rumimevlevi.com e-posta adresine rezervasyon talep formunda istenen bilgileri email olarak yollayabilirsiniz.İstenen bilgiler: Tarih; Ad-Soyadı; Kişi sayısı; Cep telefon numarası?

    ***


    KONYA MEVLÂNA DERGÂHI'NIN 28. ÇELEBİSİ ABDÛLHALÎM (ERTÜZÜN*) EFENDİ'NİN MEKTUBU


    Abdülhamid'in sadrazamı Şahin Ali paşa'nın (v.1203/1789) atamasıyla Konya Mevlâna Dergâhı'nın 22. Çelebisi olan el-hac Mehmed Efendi'nin[1] (v.1230/1815) 3. kuşak torunu olan Konya Mevlâna Dergâhı'nın 28. Çelebisi II. Abdûlhalîm (Ertüzün*) Efendi’nin (v. 12 Kasım 1925 / 25 Rabiulahir 1344 /12 Teşrinisani 1341 - Perşembe) Çelebi makamına ikinci kez tayininin keyfiyetini pek güzel açıklayan İngiltere işgal komutanlığına yazdığı iki sahifelik mektup müsveddesi aşağıdadır:

    ***

    “Dâîleri, altıyüz küsur seneden beri makam-ı Mevlâna'nın eben an ceddin bil-irsi vel ishkak vârisi bulunduğumu arzeylerim. Türkiye'de meşrutiyetin tesisine Genç Türkler'le 31 mart hâdisesinden beş altı mah sonraların kadar teşrîk-i mesâî etmiş ve hâkaan-ı esbak hazretlerinin (Abdülhamid II.) meşrutiyete sâdık kalacağına ahd-ü peymân etmiş olduğu hâlde nakz-ı ahd ettiği cemiyet (İttihat ve Terakki) tarafından beyan edilerek nakz-ı ahd eden bir padişahın makam-ı hükümdârîde bakası câiz olamıyacağından bahs ile Konya'da makamımda bulunduğum zaman cemiyet ve meclis-i a'yan ve meb'ûsan riyasetleriyle Hareket Ordusu kumandanına nakz-ı ahd eden bir padişahın makam-ı hükümdârîde bakası câiz olamıyacağından ceddim Sultan Veled Hazretleri cânibinden kendilerine hediye edilen seyfin, müşârün ileyhten nez'i hakkında cebren birer telgraf-nâme keşîde ettirmiş ve zaten de müşârün ileyhin hal'ine fetvâ verilmiş ve arzû-i umûmî de bunu arzu etmiş bulunmuş, müşârün ileyh hazretlerini makam-ı saltanattan mal' etmişlerdir.[218]

    Müşârün ileyh hazretlerinin ber vech-i muharrer hal'inden sonra beşinci Sultan Mehmed câlis-i evreng-i saltanat olup taraf-ı âzîzânemden kendilerine kılıç kuşatılmış, umum millet de bir derin nefes almış ise de maatteessüf çok zaman devam etmiyerek cem'iyyet-i ittihâdiyye zimâm-ı idâre-i devleti tecribesiz ve kahhâr ellerine alarak milleti ve vatanı, şâhidi bulunduğumuz ahvâle getirmişlerdir.

    Âkıbetin böyle olacağını evvelce tahmin ve anâsır-ı Hıristiyâniyyeyi imhâ politikasına ma’tûf olan programlarına sonradan muttali’ olduğum sem’miyyet-i zâlimlerinden tâ o vakit hemen fekk-i irtibat ile aleyhlerine döndüğüm gibi merhum zât-ı şâhâneye (Mehmed Reşad) bunlar hakkında bir takım ma’rûzatta bulunduğum ve bir çok i’damların önünü almak gibi ebnâ-yi cins-i beşerîme olan hidmetim, kendilerinin siyâset-imecnûnâne ve menfaat-ı zâtiyylerine tevâfuk etmemesinden zât-ı şâhâneye hakkımda bir takım iftira tertib ederek bilâ hükm-i şer’î ve kanûnî, emsâli şimdiye kadar mesbuk olmadığı halde dâîlerini makamımdan azlettirmişler ve yerime kendisine hiçbir gûnâ taalûku olmıyan ve cemiyetlerine intisab ettiği sonradan anlaşılan Veled Efendi’yi tâyin etmişlerdir. Cem’iyyet-i ittihâdiyye, öyle kanuna, târîh-i siyâsî-i devlete, an’anâta vâkıf bir kimseler olmayıp bir takım serseri güruhundan ibaret bulunmasından kendilerine muvâfakat eden her kim olur ise olsun, ihyâ ve muhâlefet edeni imhâ eder birer baldırı çıplak olmalarından dâîlerinin an’anâtım nazar-ı itibarlarından uzak kaçmış, Veled Efendi’yi kendileriyle hem-fikr ve ayâr bulmalarından ve bir devre-i hak ve hakıykatin geleceğini idrâk edememiş bulunduklarından bu suretle mûmâ ileyhi tayin edivermişlerdir. Muhârebe-i mecnûnâye iştirâkimizde Veled Çelebi’ye bir alay tedarük ve ismine gönüllü Mevlevî alayı tesmiyesiyle Mısır’ı fethetmek üzere Şam’a ve Filistin’e gitmesi emredilmiş, mûmâ ileyh de bunların hâlis kardaşlarından bulunmasından heman bu emirlerini infâz ile mâhud alayı tedarük ile Şam ve Filistin’e kadar giderek firarî Cemal Paşa’nın orada bil’umum mezâlimine iştirâk ettiği cümlenin mâlûmu bulunmuştur.

    Tarîkat-i aliyye-i Mevlevîyyemizin üss-ül esâsı, öyle kılıçlar takınarak adam öldürmek içün muhâberâta iştirâk etmek olmayıp bil’akis âlem-i insâniyyete bilâ tefrıyk-ı cins-ü mezheb, ilmî ve insânî hidmet etmek olup, Veled Efendi ise öyle tarıykden yetişme bir adam olmayıp jurnalcılık mesleği olan matbuat sansürlüğünden yetişme bir adam olmasından tarıykımızın bu esasını hiçbir vakit bilmemiş, şimdiye kadar Mevlevîlerin hiç bir muhabereye iştirâk etmemiş olduğunu teferrüs edememesinden mâhud alayı tedarük ile esâs-ı ahkâm-ı tarıykımızı bütün kâinat nazarından zîr-u zeber etmiştir. İttihadın kaçamıyan böyle erkânını hükümet, taht-ı tevkif ve istintâka aldığı halde mûmâ ileyhin el’an isticvâba alınmamasını hükümetin hâlâ tarafdarlık ve rûh-ı istibdâd ile yaşadığı ve hiçbir vakit kanûnî bir hükûmet olamayacağına ayrıca bir delîl-i bâhirdir. Dâîlerinin güzerân eden bütün ecdâdım, dâimâ tarıykımızın esâsı olan bütün âlem-i insâniyyete hidmet kazıyyesibe bitemâmihâ riâyet etmiş ve anâsır-ı Hıristiyâniyyeyi dâimâ taht-ı himâyesine alarak anları bir çok mezâlimden kurtarmış, pederim ve dâîleri, ecdadımızın bu yolundan ser-i mû inhirâf etmemiş olduğumuz, asrımızda bulunan bil-umûm anâsır-ı Hıristiyâniyyenin tasdıyk edecekleriyle hüveydâ bulunmuştur.

    Hakk-ı sarîhîmi hükûmet-i hâzıradan taleb ile bilâ sebeb-i şer’î ve kanûnî, hükûmet-i ittihâdiyye tarafından azledildiğimi resmen isbât edip Konya ahalisi de iâde-i makamım içün hükûmete müracaat ettikleri, hükûmet de buna karar vererek zât-ı şâhâneye arzettiği halde hükümdârımız efendimiz hazretleri, birâderi merhum Sultan Hamid hakkında çektirildiğim mâhut telgrafdan dolayı münfail olmasından bir takım müşkilât îkâ’ buyurarak gayr-i mebsuk iken çelebiyan tarafından intihâb ile olsun buyurmakla irâde-i hümâyunları yerine getirilmiş, onda da hâiz-i ekseriyyet olarak iâdeme artık mâni’ kalmamış iken şimdi de bil-umûm Mevlevî şeyhleri tarafından da intihâb edilsin gibi tarıykımızın ahkâmına külliyyen mugayir olan bir teklif karşusında bırakılmak gibi bir haksızlığa düçâr oluyorum. Bimennihil kerîm anda da hâzi-i ekseriyyet olacağım muhakkak ise de hâkan-ı müşârün ileyh hazretlerinin yine bir teklif dermiyân edeceği meczûmum olmasından insâniyyet ve hakkaniyyet nâmına şu hakk-ı sarihimin iâde buyurulmasını, dünyâda bil-umûm hakkın yegâne müdâfii olan devlet-i muazzama-i âdileleri cânib-i ulyâsından delâlet buyurulmasını istirhâm eyler ve bu istirhamımın mektûm tutularak tensîb buyurulacak sûretle hükûmet-i Osmâniyyeden hakkımın taleb buyurulmasını ve mâdâm-el âdile-i muazzamaları nâm-ı ulyâsına zât-ı âlî-i asîlânelerinden recâ ve niyâz eylerim, fermân.”

    Bu mektubun, İngiltere işgal kumandanlığına hitaben yazıldığı, ilk okunuşunda ve derhal anlaşılmaktadır. 4 Ramazan 1337 ve 3 haziran 1335 tarihinde çıkan 3565 No.lu Takvîm-i Vakayi’ gazetesinde (1919), çelebilikten azledilmiş olan Veled Çelebi’nin yerine Abdülhalim Çelebi’nin tayinine dair irade sureti yayınlanmaktadır. İradenin tarihi, neşrinden bir gün evvele aittir. Bu tayinde, ihtimal bu mektubun ve baş vurulan makamın da tesiri olmuştur.

    Abdülhalim Çelebi, bu ikinci tayininde, çelebilik makamında bir yıl kadar kalmış, 1920 de, makama, Âmil Çelebi tayin edilmiş, ölümü üzerine üçüncü defa yine Abdülhalim Çelebi, Mevlâna postuna oturmuş, 1925 te tekrar azledilmiş, yerine ikinci defa Veled Çelebi tâyin edilmiş, tekkeler, bu zatın zamanında kapanmıştır.

    Dipnot :

    [1] Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devletinin İlmiye Teşkilatı, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1988, s. 212'nin dipnotu. ; Mustafa İzzed Abdülbâkî Gölpınarlı, Mevlâna'dan Sonra Mevlevilik, İnkılap Yayınları, İstanbul 1983, s. 170.

    * TBMM Albümü, Cilt 1, s. 43; TBMM Albümü dipnot 221 : Mernisten çıkarılan nüfus kayıt örneğinde kendisinin “Ertüzün”, erkek çocuklarının ise “Çelebi” soyadını taşıdıkları görülmüştür. Abdülhalim Çelebi (v. 12 Kasım 1925 / 25 Rabiulahir 1344 /12 Teşrinisani 1341 - Perşembe)’te vefat ettiği halde nüfus kaydında 1 Ocak 1925 tarihi yazılıdır. 
    TBMM Albümü dipnot 222: Özlük dosyasında bulunan özgeçmiş ve Türk Parlamento Tarihi Araştırma Grubu’nun dosyasında yer alan belgelere göre, doğum tarihi "1874" olarak görünmektedir.
    TBMM Albümü dipnot 223: Özlük dosyasında bulunan ve oğlu Vahit Çelebi tarafından verilen özgeçmişte, babasının 1925 yılında İstanbul’da Fransız Hastanesinde vefat ettiğini, beyan ettiği görülmüştür. MERNIS’ten çıkarılan vukuatlı nüfus kayıt örneğinde de vefat tarihi 1 Ocak 1925’tir. Ancak, kapalı olan bu kaydın vukuatına ölüm tarihin sehven işlendiği konusunda, Nüfus İdaresi’nin not düştüğü görülmüştür.

    [218] Sultan Veled tarafından, Osmanoğulları devletinin kurucusu Osman’a kılıç verildiği ve kuşatıldığı hakkındaki rivayet, tamamiyle uydurmadır.


    Kaynak:

    Mustafa İzzed Abdülbâki Gölpınarlı (v. 25/08/1982), Mevlâna'dan Sonra Mevlevilik, İnkılap Yayınları, İstanbul 1983, s. 178-181.

    ***

    Sema Gösterisi (Mevlevi Semâ Töreni) Yapılan Mekanlar:

    SultanAhmet Bölgesi , Sirkeci Bölgesi , Beyoğlu Bölgesi

    Beyoğlu - Galata Mevlevihanesi Derviş Evi, Zeytinburnu - Yenikapı Mevlevihanesi Derviş Evi, Cankurtaran Mevlevi İsmail Dede Efendi Derviş Evi, Eyüp Bahariye Mevlevihanesi, Sultanahmet Etkinlik Salonları

     

    

    Yazarın Diğer Yazılarını Göster / Author's Other Articles

Röportajlar
Anket

Uluslararası Rumi Mevlevi Topluluğu'nun Sitesini Nereden Öğrendiniz?





Neticeler


Other Polls

konser nukte multimedia foto kitap evi