Buy Antabuse online

Site İçi Arama


Genel Arama
Sözlük Evinde Arama
Kullanıcı Girişi

Anasayfa Yazarlar Cemiyeti bârânî ANADOLU SELÇUKLULARI’NIN SON VE OSMANLI’NIN KURULUŞ DÖNEMLERİNDEKİ TASAVVUF HAREKETLERİ
  • ANADOLU SELÇUKLULARI’NIN SON VE OSMANLI’NIN KURULUŞ DÖNEMLERİNDEKİ TASAVVUF HAREKETLERİ

    Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta

    ANADOLU SELÇUKLULARI’NIN SON

    VE

    OSMANLI’NIN KURULUŞ DÖNEMLERİNDEKİ

    TASAVVUF HAREKETLERİ


    Anadolu Selçuk devleti, dinî siyaset hususunda, Büyük Selçuk İmparatorluğu’nun an’anelerine sâdık kalarak sünnîlîği ve Abbâsî taraftarlığını muhafaza etti; devlet nüfuzu altındaki, şehirler daimâ kuvvetli bir Sünnî, hattâ Hanefi muhiti olarak kaldı; buralardaki medreseler ve XIII’üncü asırda artık çoğalmağa başlayan birtakım tarikatler umumiyetle bu temayülü muhafaza ve takviye ettiler. Suhrâverdî, Îbnü’l Arabî, Sadrü’d-din Konevî, Mevlâna gibi büyük sofilerin néo-platonicien nazariyelerini ve panthéiste temayüllerini hüsn-i telâkkî eden bu serbest şehir muhiti, Yakın-Şark’ın o devirdeki sair İslâm merkezleriyle mukayese edilemiyecek derecede taassubdan uzak olmakla beraber, sünnî şekillerini daima muhafaza etmiştir. Alman müsteşriki Prof. Babinger’in “Anadolu Selçukîleri’nin, şiîliği resmî mezhep olarak kabul ettikleri” iddiası, hiçbir delile istinad etmez.

    Osmanlı devletinin kuruluşu sıralarında Anadolu şehirlerindeki en mühim tarikatler, Mevlevîye, Rifâ‘îye, Halvetîye tarikatleri idi. İsmini Mevlâna Celâleddin Rûmî’den alan Celâliye -veya daha sonra daha teammüm eden ismiyle- Mevlevîye tarikatı, Mevlâna’nın hayatında henüz bir tarikat şeklinde kurulmamış idi. En yüksek aristokrasiden en fakir halk tabakalarına kadar, hattâ Hıristiyanlar, Musevîler de dahil olmak üzre, etrafına birçok müritler toplayan Mevlâna’dan sonra, halifeleri onun büyük şöhretinden istifade ederek muhtelif yerlerde zaviyeler açtılar, yavaş yavaş tarikatin âyin ve erkânı da teessüs etti. Yüksek aristokrasi ile yüksek ve orta burjuva sınıflarına dayanan bu tarikat, daha ilk zamanlardan beri, biraz aşağıda bahsedeceğimiz Hétérodoxe zümrelere aleyhtar olmuş, mevcut içtimaî ve siyasî nizamın muhafazasına çalışmıştır; Babinger’in, bu tarikati Bektaşîlîk’le aynı mahiyette addetmesi, realiteye taban tabana zıt bir iddiadır. Bu iki tarikat, Osmanlı tarihinde, daimâ birbirine rakib iki kuvvet olarak yaşamıştır.

    Daha XIII. asırda Anadolu’da yerleşmeğe başlayan Rifâ’iye -veya Ahmedîye- tarikati, Moğol istilâsından sonra, o aralık en kuvvetle mütemerkiz bulunduğu Irak sahasında Türk-Moğol şamanlığının te’sirinde kalmış popüler bir tarikatti; XIV. asırda Anadolu’da muhtelif tekkeleri bulunan ve sâlikleri daha ziyade şehirlerin fakir sınıflarına mensub olan bu tarikat, büyük bir ehemmiyet kazanamamıştır.

    XIII. asırda, Kalenderîye ve Haydarîye mensubları da, Yesevî dervişleri gibi, Anadolu’yu doldurmağa başladılar; bu Hétérodoxe tarikatlere mensub propagandacılar, şehirden ziyade köylerde ve göçebeler arasında müsait bir zemin buluyorlardı. Babaîler kıyamının âmilleri olan Türkmen Babaları, şüphesiz birbirine çok hulûl etmiş olan bu müfrit Alevî zümrelere mensub ve eski Türk Şamanları’na benzeyen Türk dervişleri idi. Moğol istilâsından sonra, Yakın-Şark İslâm memleketlerinde, hattâ Suriye-Mısır Memlûk İmparatorluğunun mutaassıp sahasında Hétérodoxe zümrelerin çoğaldığı malûmdur. Bu vaziyet, İlhânîler hâkimiyeti altına düşen Anadolu’da daha kuvvetle göze çarpıyordu. Ulcaytu devrinde bir aralık şi’a-i isnâ‘ aşerîyeyi devlet dini olarak kabul eden İlhanî saraylarında ve Moğol ümerasının maiyyetinde büyük mevkî kazanan bâzı Türkmen Babalarının mevcudiyetini bildiğimiz gibi, Moğollar’ın himayesine dayanarak müridleriyle beraber Anadolu’ya gelip propagandalarına devam eden bâzı Türk dervişlerinden de haberdarız: Bu Türkmen Babaları, artık yalnız köylerde ve göçebeler arasında kalmayarak, Selçuk saraylarında ve uc beylerinin yanlarında bulunuyorlardı; Eflâkî’ye göre, Selçuk Sultanı Rüknü’d-dîn’in, Baba Merendî lâkablı bir Türkmen şeyhine gösterdiği hürmet, Mevlâna’yı fevkalâde müteessir etmiş olduğu gibi, Menteşe hükümdarı Mes’ud Bey’in yanında bulunan diğer bir Türkmen şeyhi de Mevlâna’nın torunu Çelebî ‘Ârif’i sinirlendirmişdi. Her halde, XIV. asır başlarında, garbî Anadolu beyliklerinden bâzılarında bu Türkmen Babaları’nın ve şiî propagandasının oldukça nüfuzu olduğu, Aydın Oğulları’ndan Hızır Bey’in 1348 tarihli bir muahedesinde, şiîliğini gösteren sarih deliller bulunmasiyle ve ilk Osmanlı hükümdarlarının Hétérodoxe dervişlere karşı himâyekâr vazıyeti ile açıkça anlaşılıyor.

    Babaî şeyhi meşhur Baba Resulullah (asıl ismiyle Baba İshak)’ın en mühim halifesi olan Hacı Bektaş, syncrétiste mahiyetini gördüğümüz Babâîlik’in âdetâ devamı sayılabilecek bir tarikate adını vermiştir. Hacı Bektaş’ın Osmanlı hükümdarlarıyla mülâkatı yahut Yeniçeri Ocağı’nın te’sisindeki rolü hakkındaki iddiaların tarihî bir esası yoktur. XIV. asırda Bektaşi tarikati mevcud olmakla beraber, yine Bâbâîlik’in istitaleleri mahiyetinde olan sair mümasil Hétérodoxe tarikatlar arasında en mühimi değildi; o bu ehemmiyetini, XIV-XVI. asırlar arasında, yani diğer Hétérodoxe zümreleri kendi içine alıp erittikten sonra almıştır. XIV. asırda, Babaî halifesi Hacı Bektaş kültünün, Abdallar gibi Babaîlikten gelme sair zümreler arasında da mevcut olması, bütün o zümrelerin de Bektaşi zannedilmesini ve bu suretle Osmanlı devletinin kuruluşunda, Bektaşilik’te, olduğundan fazla ehemmiyet isnad olunmasını intaç etmiştir. Mamafih, Osmanlı devletinin kuruluşu esnasında garbî Anadolu’da, Hacı Bektaş mensupları da bulunuyordu. Serhadlerdeki yerleşik ve göçebe Türkmenler’in dinî hayatı üzerinde en büyük âmil olan bu serserî zümrelerinin, Hristiyan halkı ihtida ettirmek hususunda da en fa’al ve kat’î rolü oynadıklarını ilâve edelim. XIV-XV. asırlar esnasında Balkanlar’ın İslâmlaştırılmasında Hétérodoxe dervişler zümresinin bu kat’î rolü, daha büyük mikyasta ve daha sarih olarak görülür.

    Kaynak:

    Mehmed Fuad Köprülü, Ord. Prof. Dr., Osmanlı İmpartorluğunun Kuruluşu, Yay. Haz.: Orhan F. Köprülü, Dr., Akçağ Yayınları, Ankara 2003, s.115-120

    ***

    Mevlevi Ayini ve Semâ Törenleri çok kez doluluk sözkonusu olabilmektedir. Rezervasyon talep formunu doldurup yollayabilir ya da info@rumimevlevi.com e-posta adresine rezervasyon talep formunda istenen bilgileri yollayabilirsiniz.

    TLF : +90 505 6780618 - +90 535 2104565 / İstenen bilgiler: Tarih; Ad-Soyadı; Kişi sayısı; Cep telefon numarası?

    Sema Gösterisi (Mevlevi Semâ Töreni) Yapılan Mekanlar:

    SultanAhmet Bölgesi , Sirkeci Bölgesi , Beyoğlu Bölgesi

     

    Beyoğlu - Galata Mevlevihanesi Derviş Evi, Zeytinburnu - Yenikapı Mevlevihanesi Derviş Evi, Cankurtaran Mevlevi İsmail Dede Efendi Derviş Evi, Eyüp Bahariye Mevlevihanesi, Sultanahmet Etkinlik Salonları

    

    Yazarın Diğer Yazılarını Göster / Author's Other Articles

Röportajlar
Anket

Uluslararası Rumi Mevlevi Topluluğu'nun Sitesini Nereden Öğrendiniz?





Neticeler


Other Polls

konser nukte multimedia foto kitap evi