Buy Antabuse online

Site İçi Arama


Genel Arama
Sözlük Evinde Arama
Kullanıcı Girişi

  • Gururun Perhizi

    Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta

    Gururun Perhizi

    Mütevazilik... Belki de insanoğluna en yakışan davranış şekli... Bir erdemlilik, güzellik ve başarı göstergesi. Yaptığımız işler ne kadar başarıyla örtüşürse örtüşsün, böbürlenmekse altına attığımız imza eğer, ne kadar itici ve ne kadar da iğreti görünür.

    Gönülleri fethetmenin yolu mütevazi olmaktan geçer. İncelikten, nezaketten ve tevazu sahibi olmaktan... Önünde bütün yolların açılması, alçak gönüllülükle yürüdüğün içindir.(Goethe ) . Çoğu zaman ne yaptığımız değil, nasıl yaptığımız da değil, yaptıklarımızın karşısında nasıl durduğumuz tanımlar bizi. Ve bu "duruş" insanların bize karşı bakış açısını belirleyen şeydir. Biz kendimize büyük dev aynalarında baktıkça küçülürüz. Tevazu ise resimdeki gölgeler gibidir, daha güzel ve daha derin gösterir.

    Ve bilmek lazım gelir ki aslında görkem de büyüklükte değil içeriktedir. Kamyon dolusu kömür ile minicik bir parça elmasın görkemini tartışmaya gerek var mıdır bilmem ama elmas ta "ben çok değerliyim, çok güzelim" diye dillenseydi eğer, bunca değerli ve gözde olamazdı diyebilirim.

    Ne kadar güzel iş yaparsak yapalım, nasıl yaparsak yapalım, zerre kadar "kibir" değmişse bir ucuna, alıp götürür güzel olan ne varsa yaptıklarımızdan... Başkalarının yaptığı kötülükleri, kendi iyiliklerimizle karşılaştırarak anlatmaya başladığımız ya da başkasının kötü hasletlerini, kendimizde var olmadığı hissi ile böbürlendiğimiz an biz devralırız kat kat fazlasıyla kınadığımız ne varsa. Nasıl tanımlıyorsak öyleyizdir!

    Tevazu kendisini başkaları karşısında küçük görmek ya da göstermek anlamına gelmez. Bu, girişimciliğin, üretmenin ve insiyatif kullanmanın merkeze alındığı "modern insan" paradigmasıyla temelde ters düşmektedir. Oysa tevazu yalnız kendini düşünmeme, başkalarını da düşünme konusunda özveriye açık olmayı içerir. Başkalarına karşı kendini büyük görmemektir. Yaptıklarıyla övünmemektir. Voltaire'in dediği gibi tevazu, gururun perhizidir. Ve Duclos'a göre; zafere ilave edilecek yegane süs tevazudur! İşte o zaman zafer bizimdir. Ama biz tevazu sahibiysek; kazandığımız o zaferden haberdar olan ve o zaferin heyecanını yaşayan biz değil başkaları olacaktır... Olmalıdır! Kişi tevazu edince, Allahû teâlâ, onu yedi kat göklere kadar yükseltir. ( Hz. Muhammed s.a.v ) [Beyhekî]

    ***

    Dücane Cündioğlu: "Tevazu insanın kendisini aşağı görmesi, aşağılık sanması değildir. Bilakis tevazu kişinin haddin i/ hududunu bilmesi, yani sınırlarını, özünü, o özün sınırları (hakikatini) görmesi demektir." diyor Hz. İnsan başlıklı kitabında. Şiddetle öneririm tevazu hakkında mükemmel bilgilendirmeler yapan bu kitabı.

    Kitap, insanın insanlaşma sürecinden başlayıp, 'Hz. İnsan' kelimesinin anlamına ve özüne değiniyor. Peki; Hz. İnsan neyi anlatıyor? Bu soruya kitabın içindeki ilginç başlıklar cevap veriyor. 'Sahilsizim', 'Delilik Özgürlüktür', 'Kalbin kalbe secdesi', 'Ey vallahi', 'Hep Tevazu', 'Senden bana kalan ne?', 'Hakikat niçin hep yaşlı, niçin hep ıslak?' "Dücane Cündioğlu Hz. İnsan kitabıyla insanın aklını terletmekle kalmıyor, insanın içindeki katmaları aralayıp, tercümesini yapıyor. Bunu yaparken de insanın; zahiri ve batıni tarafını, faniliğini, kusurlarını, mertebelerini, insanın nasıl insanlaştığını ve Hz. İnsan'ın ne manaya geldiğini inceden inceye anlatıyor." İşte bu kitabın kalbini oluşturan 'sahilsizim' yazısından alıntı:

    "Nuh gemisine almadı beni; tektim çünkü.

    Elendim ve elenişim sırrını sulara gömdüm.

    Sahilsizdim. Hakikat gibi.

    Bir türlü göremedi dünya, ben bir hakikat idim."

    ***

    Bir hikayeyi de paylaşmak isterim tevazu sahibi olmak denince aklıma düşen ve hep gıptayla okuduğum.

    Bir adam kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli'nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister.

    O zamanlar dergâhlar ayni zamanda aşevi işlevi görüyordu. Durumu Hacı Bektaş Veli'ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli,

    "Helal değildir", diye bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve ayni durumu Hz. Mevlana'ya anlatır.

    Hz. Mevlana ise, bu hediyeyi kabul eder. Adam ayni şeyi Hacı Bektaş Veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Hz. Mevlana' ya bunun sebebini sorar.

    Hz. Mevlana şöyle der,

    - Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.

    Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş dergâhı'na gider ve Hacı Bektaş Veli'ye, Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş Veli'ye sorar.

    Hacı Bektaş da şöyle der,

    - Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Hz. Mevlana'nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez.

    Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.

    ***

    Böylesi tevazu ve incelikle, birbirlerini yermek yerine yüceltebilmeyi becerebilen insanlar olmamız/olabilmemiz dileğiyle...

    Uluslararası Rumi Mevlevi
    e-mail: bilgi@rumimevlevi.com

    

    Yazarın Diğer Yazılarını Göster / Author's Other Articles

Röportajlar
Anket

Uluslararası Rumi Mevlevi Topluluğu'nun Sitesini Nereden Öğrendiniz?





Neticeler


Other Polls

konser nukte multimedia foto kitap evi