Buy Antabuse online

Site İçi Arama


Genel Arama
Sözlük Evinde Arama
Kullanıcı Girişi

Anasayfa Yazarlar Cemiyeti Editörden ERMENİ TEHCİRİ ESNASINDA KONYA ÇELEBİLERİ
  • ERMENİ TEHCİRİ ESNASINDA KONYA ÇELEBİLERİ

    Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta

    Mevlevi Ayini ve Semâ Törenleri çok kez doluluk sözkonusu olabilmektedir. Rezervasyon talep formunu doldurup yollayabilir ya da  info@rumimevlevi.com e-posta adresine rezervasyon talep formunda istenen bilgileri email olarak yollayabilirsiniz.İstenen bilgiler: Tarih; Ad-Soyadı; Kişi sayısı; Cep telefon numarası?


    ***

     

    Ermeni Tehciri Esnasında Konya Mevlâna Dergâhı'nın 28. Çelebisi II. Abdûlhalîm (Ertüzün*) Efendi


    1915’te Konya’da tehcir ve vahşetlere engel olmaya çalışan Celal Bey bu çabasında yalnız değildi. Mevlana Dergahı eski Çelebisi Abdülhalim Efendi de yaşanan gelişmelerden endişe duyuyordu. Ancak İttihat ve Terakki ve padişah V. Mehmed Reşad tarafından azledilmişti, herhangi bir resmi yetkiden yoksundu. Yerine İttihatçıların görüşlerini paylaşan Veled Çelebi getirilmişti[1]. Bu azledilmenin sadece bir görüş ayrılığından kaynaklanmadığını Abdülhalim Çelebi’nin İstanbul'da 31 Mart Vakası sırasında Hristiyanlara karşı girişilen vahşetlerin bir benzerinin Konya’da yaşanmasına engel oluşunda görüyoruz.

    13 Nisan 1909’da hoca kılığına girmiş üç kişi Konya’daki camilerde halkı Hristiyanlara karşı kışkırtmaya yönelik konuşmalar yapar. Birkaç gün boyunca şehirde panik havası yaşanır. Konya Valisi olaylara müdahale etmezken yüzlerce Konyalı Hristiyanlar şehirdeki İngiliz Konsolosluğu’na sığınır. Olayların büyümesi o dönem Konya Mevlana Çelebiliği’ni yürüten Abdülhalim Çelebi sayesinde önlenir. Çelebi Konyalılara hitaben yatıştırıcı bir konuşma yapar, hemşehrilerine saldırıda bulunmamaya çağırır. Bu sayede kanlı bir durum Konya’da yaşanmaz.[2]

    İttihat ve Terakki hükümetine karşı düzenlenmiş gibi görünse de sonuçlarından en çok hükümetin kazançlı çıkacağı 31 Mart olaylarındaki Abdülhalim Çelebi’nin bu tavrı ilerleyen zamanlarda iktidarla yaşayacağı sorunların habercisidir. Oysa II. Abdülhamit Han'ın tahttan indirilmesi ve 2. Meşrutiyet’in ilanında Abdülhalim Çelebi de İttihat ve Terakkicileri desteklemiştir. Ancak Çelebilikten azledilmesi kısa zamanda hükümetle arasına sıkıntılar doğmasına sebep olacaktır. Mart 1919’da İstanbul İngiliz işgal komutanlığına hitaben yazdığı bir mektubundan öğrendiğimize göre Abdülhalim Çelebi hükümetin idama mahkûm ettiği birkaç kişiyi Sultan Mehmed Reşad’a suçsuzluklarını aktararak kurtarır[3]. Bu kişilerin kimler olduğunu, 1909 Nisan’ında olduğu gibi Ermenileri mi yoksa tüm hıristiyanları mı koruduğunu mektup belirtmemektedir. Çelebi’nin bu müdahaleleri İTC merkezi hükümeti tarafından hoş karşılanmayacaktır.
    24 Mayıs 1910’da Abdülhalim Çelebi, makam Çelebiliğinden azledilerek yerine Veled Çelebi getirilir[4]. 1915 geldiğinde Konya’daki Mevlevi Dergahı Veled Çelebi tarafından hükümetin ve padişahın emrine amade edilmiştir. Konya’dan ve pek çok şehirden Mevleviler, Bektaşiler, Nakşiler, Kadiriler...vb. birçok tarikat kılıç kuşanır. Mevleviler de Veled Çelebi’nin alay kumandanlığında Abdülbâkî Baykara kumandasında dergâhın tarihinde ikinci defa[5] silah kuşanır ve Mevlevi Alayı oluşturarak “orduya moral vermek amacıyla” Mısır'a doğru yola çıkarlar. Bu günleri Abdülhalim Çelebi mektubunda esefle kınar: “Tarikat-ı aliye-i Mevleviyyemizin esası öyle kılıçlar takınarak adam öldürmek için harbe iştirak etmek olmayıp bilakis ırk ve mezhep ayrımı yapmadan insanlık âlemine ilmi ve insani hizmetler vermektir.(…) Veled Efendi (…) istenen alayı tedarik ederek tarikatımızın temel hükümlerini bütün kâinat nazarında yerle bir etmiştir”. Bu sırada tehcir başlamış, Abdülhalim Çelebi ise “zalim cemiyet” olarak andığı İttihat ve Terakki’nin “Hıristiyanları imha politikası” güttüğünü fark etmiştir.[6]

    Abdülhalim Çelebi’nin bu süreçte aldığı tutumu savaştan sonra tüm şehirlerde hayatta kalan Ermenilerin anılarını kaydeden Trabzon Piskoposu Jean Naslian’ın anılarından öğreniyoruz. Çelebi, Konyalılar’dan Ermeni hemşehrilerini korumalarını ve hiçbir şekilde şehirde kan akmasına müsaade etmemelerini ister[7]. Tehcire engel olamasa da Konya halkının Ermenilere yardım etmelerini sağlamaya çalışır[8]. Naslian anılarının birinci cildinde Çelebi’den isim vermeden “Büyük Şeyh Molla oğlu” diye bahsederken, ikinci cildinde ismini karıştırmakta ve Konya Mevlevi Şeyhi olarak Sadeddin Çelebi’den bahsetmektedir. Oysa Sadeddin Çelebi bir süre Halep Şeyhliğini yürüten, daha sonra Konya Dergahı’nda vakıf katipliğini üstelenecek kişidir. Naslian’ın anılarında sıklıkla isim yanlışlıklarına rastlanmaktadır.[9] Burada bahsettiği kişinin Abdülhalim Çelebi olduğu “Yeni Padişaha kılıcını kuşatan Molla oğlu” tanımından anlaşılmaktadır. Konya Mevlana Dergahı Çelebisi olarak cülus töreninde Sultan Mehmed Reşad tahta çıkarken Abdülhalim Çelebi tarafından kılıç kuşatma merasimi yerine getirilmişti.[10]
    Yukarıda bahsettiğimiz ve bu döneme dair anılarını aktardığı mektupta Abdülhalim Çelebi ne yazık ki 1915’teki tavrıyla ilgili detaylara girmemektedir. Sadece, Naslian’ın anılarını teyid eder bir şekilde “Gelmiş geçmiş tüm ecdadım tarikatımızın esası olan insanlık alemine hizmet davasına tamamen uymuş ve Ermeni unsurları daima himayesine alarak onları bir çok mezalimden kurtarmıştır. Pederim ve benim de ecdadımızın bu yolundan kıl ucu kadar sapmamış olduğumuz asrımızda bulunan Ermeni unsurların tasdik etmeleriyle apaçık görülecektir” diye belirtir.
    “Alevilikte en ileriye giden Mevlevi” olarak anılan, Bektaşiliğe giren, bu vesileyle Bektaşilik'le Mevleviliği yakınlaştıran[11] Abdülhalim Çelebi savaş sonrasında İttihat ve Terakki hükümeti üyelerinin yurtdışına kaçmasıyla birlikte yeniden Çelebilik görevine atanmak için İngiliz işgal komutanlığından mektupla yardım isteyerek ikinci kez Çelebilik makamına atanır. Bu sırada 1. Dönem mecliste Konya milletvekilliği de yapar. Ancak ikinci Çelebiliği kısa sürer. 1921’de Konya Ayaklanmasına destek verdiği suçlamasıyla görevinden azledilir ve Harp Divanı’na verilir. İsyanı bastıran güçlerin şehre girer girmez ilk iş olarak işbirlikçilikle suçladıkları Ermeni ileri gelenlerini astıkları bu hadisede 1915’te Ermenileri koruyan Abdülhalim Çelebi’nin de kendini suçlu sandalyesinde bulması düşündürücüdür. Bir süre sonra Abdülhalim Çelebi aklanır, Çelebiliğe iade edilir. 1923’te ise Milli Mücadeleye verdiği destekten ötürü kendisine İstiklal Madalyası verilir.

    Ancak bu onurlandırma dönemi kısa sürecektir. 1925’te tekke ve zaviyelerin belirsiz bir süre için kapatılması gündeme gelir. Abdülhalim Çelebi Bektaşi ve Mevlevi Dergahı’nın bu kapsama alınmaması için Mustafa Kemal’le görüşür, ancak çabaları sonuç vermez. Mevlevi Dergahı da faaliyetlerine bir süre ara vermek zorunda kalır. Bu gelişmelerden kısa bir süre sonra kimi kaynaklara göre İstanbul’da kaldığı Tepebaşındaki eski Bristol hotelin (şimdiki Pera Müzesi) balkonundan dergahların bir daha açılmamak üzere kapatılacağı ve bütün vakıf mallarının da hazineye devredileceği haberlerine dayanamadığı için intihar ederek, hayatı trajik bir şekilde son bulur.[12]


    Dipnot :

    [1]. Veled Çelebi’nin adeta İttihat ve Terakki üyesi gibi davrandığına dair: The Ottoman Mobilization of Manpower in the First World War: between volontarism and resistance, Mehmet Beşikçi, s.189-190, Brill, 2012, Leiden. Veled Çelebi’nin İttihat ve Terakki’yle yakın ilişkisine karşılık Konya’daki Mevlevilerle arasının iyi olmamasına dair: Veled Çelebi İzbudak, Metin Akar, Türk Dil Kurumu Yayınları, s. 39, 1999, Ankara. Yazar bu anlaşmazlığı dergâha gelen buğdayın paylaşımda yaşanan sıkıntılara bağlar. Ancak İttihatçı kimliğinin bu sorunlarda rol oynadığını göz ardı etmektedir.
    [2]. Anadolu'da 31 Mart ve İttihat Terakki, Aykut Kansu, Toplumsal Tarih, Sayı: 124, s.78, Nisan 2004, İstanbul.
    [3]. Rüsuhi Baykara tarafından Abdülbaki Gölpınarlı’ya verilen Abdülhalim Çelebi’ye ait bir mektubun müsveddesi. in Veled Çelebi İzbudak, op.cit, s. 44-50, 1999, Ankara.
    [4]. BOA, BEO. 3770/282704, 14/C/1328
    [5] Konya Mevlâna Dergâhı'nın 17. Çelebisi olan Hz. Pir Mevlâna'nın 10. kuşak torunu I. Abdülhalim Çelebi oğlu Konya Mevlâna Dergâhı'nın 18. Çelebisi Kara el-hac II. Bostan Efendi (v.1705) - İlk Mevlevi Alayı bu Çelebi döneminde kuruldu. Edirne’ye kadar sefer ettiler.
    [6]. Abdülhalim Çelebi’nin mektubu, Veled Çelebi İzbudak, Metin Akar, op.cit. s. 46.
    [7]. Les Mémoires de Mgr Jean Naslian, Eveque de Trébizonde, Jean Naslian, I. Cilt s.372 ve II. Cilt s.191, 1955, Beyrouth.
    [8]. Halep Mebusu Artin Boşgezenyan 18 Kasım 1918 günü mecliste yaptığı konuşmada Konya Müslümanları'nı "Ermenileri tehcir zulmünden kurtarmak için hükümetin vermiş olduğu emre muhalefet eyleyenler" arasında saymıştır.
    [9]. Kütahya mutasarrıfı Faik Ali Bey’den Fuad Paşa olarak bahseder. Les Mémoires de Mgr Naslian, op.cit. I. Cilt s. 350.
    [10]. Abdülbaki Gölpınarlı Osmanlı tarihi boyunca padişaha kılıç kuşatan tek Mevlevi Şeyhi’nin Abdülhalim Çelebi olduğunu ileri sürer. Mevlânâ'dan sonra Mevlevîlik, Abdülbâki Gölpınarlı, s.255-256, İnkılâp kitabevi, 2006, İstanbul.
    [11]. Dünyada ve Türkiye'de Alevi-Bektaşi dergâhları, Baki Öz, s. 409, Can Yayınları, 2001, İstanbul.
    [12]. Son Mevlevi şeyhlerinden Abdülhalim Çelebi, Mehmet Demirci, Yeni Asır Gazetesi, 20.12.2013. Tekke ve zaviyelerin kapatılması kararı kanunun Meclis’te görüşülerek yürürlüğe girdiği 30 Kasım 1925’ten çok önce kamuoyunca biliniyordu. Bu yöndeki hükümet kararnamesi 2 Eylül 1925’te yayınlanmıştı. Çelebi’nin Ankara’ya gidişi bu tarihlere rastlamış olmalıdır.
    - Osmânzâde Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, Kitabevi Yayınları, İstanbul 211, C. 1, s. 402. (Ahmet remzi dede, muhtellü’ş-şu’ûr neticesinde intihar ettiğini belirtiyor.)

    - Yılmaz Öztuna, Osmanlı Aileleri, C. II, s. 757. ("İstanbul Tepebaşında intihar etti.")

    ** TBMM Albümü, Cilt 1, s. 43; TBMM Albümü dipnot 221 : Mernisten çıkarılan nüfus kayıt örneğinde kendisinin “Ertüzün”, erkek çocuklarının ise sonradan “Çelebi” soyadını taşıdıkları görülmüştür. Abdülhalim Çelebi (v. 12 Kasım 1925 / 25 Rabiulahir 1344 /12 Teşrinisani 1341 - Perşembe)’te vefat ettiği halde nüfus kaydında 1 Ocak 1925 tarihi yazılıdır. 
    TBMM Albümü dipnot 222: Özlük dosyasında bulunan özgeçmiş ve Türk Parlamento Tarihi Araştırma Grubu’nun dosyasında yer alan belgelere göre, doğum tarihi "1874" olarak görünmektedir.
    TBMM Albümü dipnot 223: Özlük dosyasında bulunan ve oğlu Vahit Çelebi tarafından verilen özgeçmişte, babasının 1925 yılında İstanbul’da Fransız Hastanesinde vefat ettiğini, beyan ettiği görülmüştür. MERNIS’ten çıkarılan vukuatlı nüfus kayıt örneğinde de vefat tarihi 1 Ocak 1925’tir. Ancak, kapalı olan bu kaydın vukuatına ölüm tarihin sehven işlendiği konusunda, Nüfus İdaresi’nin not düştüğü görülmüştür.


    ***

     

    Sema Gösterisi (Mevlevi Semâ Töreni) Yapılan Mekanlar:

    SultanAhmet Bölgesi , Sirkeci Bölgesi , Beyoğlu Bölgesi

    Beyoğlu - Galata Mevlevihanesi Derviş Evi, Zeytinburnu - Yenikapı Mevlevihanesi Derviş Evi, Cankurtaran Mevlevi İsmail Dede Efendi Derviş Evi, Eyüp Bahariye Mevlevihanesi, Sultanahmet Etkinlik Salonları

     

    

    Yazarın Diğer Yazılarını Göster / Author's Other Articles

Röportajlar
Anket

Uluslararası Rumi Mevlevi Topluluğu'nun Sitesini Nereden Öğrendiniz?





Neticeler


Other Polls

konser nukte multimedia foto kitap evi