Buy Antabuse online

Site İçi Arama


Genel Arama
Sözlük Evinde Arama
Kullanıcı Girişi

Anasayfa Yazarlar Cemiyeti Editörden ANTALYA MEVLEVÎ HÂNESİ
  • ANTALYA MEVLEVÎ HÂNESİ

    Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta

    ANTALYA MEVLEVÎ HÂNESİNİN ASLÎ HÂLİ HAKKINDA BÂZI DÜŞÜNCELER

    Mevlevihâne'nin; eski bir yapı bakiyesinin, tâdil ve tâmiri sureti ile teşkil edildiği hakkında izaha çalıştığımız düşüncelerin kati delillere oturtulabilmesi, ancak yapılacak sıhhatli bir kazı neticesinde mümkün olabilecek... Medrese şemasında bir imâret olması kuvvetle muhtemel bu eski yapının, hakiki mahiyeti ancak tarihî araştırmalar ilerledikçe ortaya çıkacaktır kanaatindeyiz.

    ***

    Mevlevihâne, ismini âbidevî minaresinden alan Yivli Minare manzumesinin bir parçasıdır. Antalya'da Eski Kale içerisinde, surların kuzeyinden başlayıp teraslar teşkil ederek yerleşen manzûme, yivli minâresiyle Ulu Câmi (1219-36), İmâret Medresesi (XIII. y.y.). Atabey Armağan Medresesi (1239), Mevlevihâne, Zincirkıran Mehmed Bey Türbesi (1377), Nigâr Hanım Türbesi ile Hamamdan müteşekkildir.

    Manzumenin üzerinde duracağımız yapısı olan "Mevlevihâne"nin Selçuklular zamanında, diğer yapılarla birlikte inşâ edildiği; XVIII. asırda Tekeli Mehmed Paşa tarafından dergâha tahvil edildiği rivayet edilmektedir 1. Yapı, geçirdiği müteaddit tâmirlerle bozulup aslî hâlini kaybetmiştir.

    Merkezî kubbeli, iki katlı, dikdörtgen plâna sahip bugünkü yapının kuzey ciheti- zemin katı seviyesinde teraslanmış toprağa yaslanmaktadır. Binaya güney cephesinin ortasına isabet eden yay kemerli bir kapıdan girilmektedir. Kapının üzerinde daha ziyâde pencere ebadında, kemerli, boş bir kitabe veri görülmektedir 2.

    Bir basamakla çıkılan ve semâhâne olarak kullanıldığını tahmin ettiğimiz ana mekânın üzeri, köşelerde pandantiflerle geçilen, fenerli bir kubbe ile örtülüdür. Güney duvarında girişin hemen solunda mihrap3 nişi ve bir pencere yer almaktadır. Burada, cümle kapısının semâhâne gibi ehemmiyetli bir mekâna, mihrabın hemen yanından açılmasmdaki gayri tabiliğe, hattâ zorlamaya işaret ederek yapının bugünkü hâlini tahlile devam edelim.

    Semâhânenin doğusunda bu kısma açılan iki kat yüksekliğindeki beşik tonozlu bir eyvan ile Kuzey-doğu köşesinde bulunan, takriben eyvan ebadında, tonozlu büyük hücreye geçişi sağlayan kapı yer almaktadır.

    İhyâ gecesinde Mutrıbın oturduğu mahal olması gereken eyvanın zemini orta hacimden 1.10 m. yükseklikte bir set teşkil etmektedir. Bu kısmın güney duvarında iki pencere arasına yerleştirilmiş ikinci bir mihrap bulunmaktadır. Eyvan doğu cihetinde yarıya kadar toprak seviyesinin altında kalmıştır. Bir tepe penceresi ile bu kısımdan da aydınlanmaktadır.

    Kuzey-doğu hücresi, doğuda ve kuzeyde, eyvanda olduğu gibi toprak seviyesinin kısmen altında kalmıştır. İçinde bir ocak bulanan bu hacmin zemini de kubbeli kısımdan yüksektir.

    Binada, semâhânenin kuzeyinde ve batısında kalan kısımlar yukarıda izaha çalıştığımız hacimlerden farklı olarak, bugün, iki katlıdır. Kuzeyde, toprak seviyesinin altında kalan, kuzey-güney istikametinde tonozlu, iki zemin kat hücresi Semâhâneye açılmaktadır. Bunlar üzerinde yer alan birbiri ile irtibatlı iki hücreye Kuzeydeki yol seviyesinden girilmektedir. Üst kat hücreleri de birer pencere ile Semâhâneye açılmaktadır.

    Batı cihetindeki üst kat hücrelerine yine mezkûr yol seviyesinden girilmekte, bu kısımda, alt katla irtibatı sağlayan merdiven"4 sahanlığı bir methal teşkil etmektedir. Binânın bugün üst kat girişini teşkil eden kuzey-batı köşesi önünde dıştan bâzı tonoz izleri görülmektedir. Bu tonoz bakiyesinin altına isabert eden, toprak seviyesinin altında merdivenden girilebilen tonozlu bir zemin kat hücresi bulunmaktadır.

    Semâhânenin batısında altlı üstlü, tonozlu, ikişer hücre yer almaktadır. Hücreler güney cephe sinde çıkıntı teşkil etmektedir.

    Zemin kattaki batı hücreleri Semâhâneyle birer kapı, üst kattakilerse birer pencere ile irtibatlıdır.

    Bugünkü hâlini kısaca izaha çalıştığımız Mevlevihânede, başta mimarî ve inşaî gayrıtâbiilikler olmak üzere, dikkatimizi çeken bâzı hususları aydınlatarak binânın aslı hâlini bulmakta bir adım atmağa çalışacağız.

    Kuzey cihetinde binânın zemin katı toprak seviyesinin altında kalmış durumdadır. Kuzey doğu ve Kuzey-batı köşeleri tetkik edildiği takdirde, yapının doğu-batı istikametinde uzanan bir istinad duvarına yaslanmış bulunduğu müşâhede edilmektedir. Mevlevihânenin inşa edildiği sahânın Eski Antalya Kalesini kuşatan surların Kuzey cihetinde bulunduğu nazar-ı dikkate alınarak mezkur duvar tekrar tetkik edilecek olursa, buranın, istinad duvarından ziyâde, surların bir parçası olabileceği ihtimali ortaya çıkmaktadır 5.

    Sonradan Mevlevihâneye tahvil edilen bu eski binânın kuzey cihetinde surlara yaslanmış olması muhtemeldir6. Nitekim bugün Mevlevihânenin batısında bulunan hamamın vaziyetinde de aynı durum müşâhede edilmektedir.

    Vaktiyle şehir surlarının daha yüksek ve muntazam olacağı gözönüne alınırsa bunlara yaslanmış bir yapının girişinin, bugünkü gibi tâli giriş de olsa, Üst kat seviyesinde olamıyacağı; hele, binanın kuzey cihetinde bulunamıyacağı âşikârdır. O halde eski yapının girişi diğer cephelerde ve zemin katı seviyesinde araştırılmalıdır.

    Mevlevihânenin doğu cephesi bugün eyvanın yarı irtifama kadar toprağa gömülüdür. Biz bu dolguyu bir seviyeye kadar kabule mütemayiliz, çünkü bu istikamette yer alan Zincir Kıran Mehmed Bey Türbesinin girişi mevcut toprak dolgudan bir miktar aşağıya göre ayarlanmıştır. Kaldı ki, ana eyvana doğrudan doğruya girişe sahip bir binâ da malûmumuz değildir.

    Riefsthal, her ne kadar. Kuzey-doğuda bulunan tonozlu hücrenin ortadaki kubbeli kısımla irtibatı olmadığını, bu hücrenin doğudaki mezarlık kısmına açıldığını ve eskiden bir türbe olabileceğini kaydederse7 de bu kısmın zemini de toprak seviyesinin bir hayli altındadır.

    Bu mülâhazalarla eski binâya ait esas girişin diğer iki cepheden birisinde, yâni güneyde veya batıda olması icap etmektedir.

    Bugün güneyde mevcut bulunan cümle kapısının doğrudan doğruya semâhâne gibi ehemmiyetli bir mekâna, mihrap yanından açılmasındaki gayri tabiilik ve zorlama bizim bu cephede fazlaca oynandığı, hattâ bu kısmın eski binânın aslî cephesi olmadığı hakkındaki şüphelerimizi kuvvetlendirir mâhiyettedir.

    Nitekim batıdaki hücrelerin güney, yâni giriş cephesinde çıkıntı yapması mâkul değildir. Diğer taraftan girişin sağında yer alan payanda da cepheyi bozan ikinci bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Bahis mevzûu payanda plânda incelendiği takdirde, bunun, kuzey-güney istikametinde ilerleyen, kuzey doğu hücresinin batı duvarını ve eyvanın ağzını teşkil eden bir hattın devamı olduğu ortaya çıkmaktadır. O hâlde bu payanda güneye doğru ilerleyen bir duvarın parçası mı idi? Bu duvar vasıtası ile eyvanın güneyinde mukabil cihettekine benzer bir hücre mi teşkil edilmekte idi? Bu soruların cevaplarını, yine Antalya kalesi içerisinde bulunan ve Karatay Câmii (medrese) diye bilinen Dârüssülehânın şemasını nazarı itibare alarak bulmaya çalışalım.

    Mevlevihânenin orta hacmini örten kubbenin fenerinin daha geç bir müdahalenin eseri olduğu bârizdir. Fakat kubbenin bu fenerle birlikte mi yapıldığı, yoksa eski binâya mı ait olduğu hakkında ilk nazarda bir kanaate varmak kabil değildir.

    Kubbe içeriden tetkik edildiği vakit intikal unsurlarından eyvanın yanına isabet eden köşedeki pandantifin diğerlerinden daha küçük ve daha farklı olduğu görülmektedir. Bu pandantifin bir kenarı eyvanın kemer kavsine uydurulmak gayesi ile yuvarlatılmıştır. Bu detay mevcut plân içerisinde inşaî bir zaruret olarak izah edilebilirse de, biz, buradan hareketle başka bir neticeye ulaşmak temayülündeyiz.

    Şöyle ki: varlığından haberdar olduğumuz buradaki eski yapının ana eyvanının köşeye alınması, buna ilâveten eyvan aksının kubbenin merkezinden geçmemesi tabii değildir. Bu hususta Riefsthal kârgir murabba kubbeli bir odadan bahsettikten sonra "Şarkta odanın tam merkezine isabet etmeyen diğer bir hücre daha vardır ki, hafifçe sivri beşik tonozla örtülüdür... Tokat'taki Hamza Bey Mescidi (H. 815), gene Tokat'ta Halef Gazi Zâviyesi (H. 961), Bursa'da Timurtaş Camiinde (tahminen H. 806), Tokat'ta Horozoğlu Hâne (?) de (tahminen H. 800), Bursa'da Çekirge'de I. Murat Câmiinde müşahede ettiğimiz gibi burada kubbeli bir oda ile beşik tonozlu bir çatının imtizacını bulmaktayız. Eğer arkadaki eyvanı merkezdeki oda ile birleştirirsek kubbeli bir Selçuk medresesinin şeklini meydana getirmiş oluruz."8 demektedir.

    Rielsthal'ın eyvan ile yanındaki tonozlu hücrenin bugün bir kubbe ile örtülü hacimle münâsebeti olduğu şeklindeki fikirlerine katılmakla birlikte, eski binânın bahsedilen yapılarda olduğu gibi kubbeli bir zâviye plânı arzedeceği hususunda şüpheliyiz. Çünkü eyvanın kuzeyindeki tonozlu hücrenin bir mukabilini de güneyinde düşündüğümüz, yâni, Mevlevihânenin doğu cihetindeki hâcimleri bir eyvan ile iki yanında tonozlu birer hücre şeklinde kabûl ettiğimiz takdirde, bunlar önünde teşekkül edecek mekân, bugünkü gibi, kapalı ve kubbeli olmaktan ziyâde açık bir avluya daha uygun düşmektedir.

    Eski yapıyı mukayese için, 1250 tarihli Karatay Camii de denen Darüssülehâ'nın plânı, hem mahal hem de devir olarak daha iyi bir misal teşkil etmektedir.

    Riefsthal gerek plânında, gerekse metninde kubbeli orta hacmin kuzeyine açılan hücrelerden bahsetmez 9. Bu kısma açılan hücrelerden zemin kattakilerin birisinin tonozu üzerinde bir havalandırma deliği bulunması, bir delil teşkil etmemekle birlikte, eski binânm tek katlı olabileceği hakkında şüpheler uyandırmaktadır. Fakat kat'i bir şey söylemek kabil değildir.

    Eski binâda açık bir avlu olarak telâkki edilebilecek ortadaki mekânın güneyinde de mukabil cihettekilere benzer hücreler düşünülmesi, bu cephedeki gayri tabiliği izâha yardımcı olabilmektedir. Bu hususlar ancak bir kazı ile aydınlatılabilir.

    Batıdaki iki katlı hücreler de, kanaatimizce sonraki bir tâdilâtın eseridir. Ancak, binâya girişin bu cepheden olabileceği kuvvetle ihtimal dahilindedir.

    Böylece eski yapı doğuda bir ana eyvan ile iki yanında tonozlu birer hücresi, kanatlarda ikişer hücresi, batıda girişi ve bâzı hücreleri bulunabilecek bir şema ile Antalya Darüsülehâsına benzer bir durum arzetmektedir. Evliya Çelebi Antalya'dan bahsederken "Ve yedi tekyedir. Cümle kal'a içinde Mevlevihane kârgir kubbe-i alili bir âsitâne-i celâlüddindir ve sahibul hayrat mihrab önünde bir sivrice kubbe-i âlinin içinde medfundur"10 diye kaydetmektedir.

    Bu ifâdeden binânm Evliya Çelebi zamanında da Mevlevihane olarak kullanıldığını ve bânisinin mihrap önündeki sivrice kubbe içinde medfun bulunduğunu anlıyoruz.

    Yivli minâre manzumesi içerisinde sivri kubbeli iki türbe mevcuttur. Bunlardan birisi Mevlevihânenin doğusuna isabet eden Zincirkıran Türbesi diğeri ise güneyinde bulunan Nigâr Hanım türbesidir. Yukarıda bâni türbesi diye geçen yapının, kıble cihetindeki bu ikincisi olması icab etmektedir.

    Mevlevihâne ile Yivli Minâre arasında yer alan bu altıgen türbenin Şehzade Korkut'un annesi Nigâr Hanım'a ait olduğu rivayeti vardır 11.

    Gerçekten de 1234-35/1818-19 tarihli Kassam defterinden nakledilen malûmatta12, "Hâlâ kasaba-i Antalya'da dahili surunda vaki Mevlevihânenin sahibu-l-hayrat ve "l-hasenât bânisi ve vâkıfı Sultan Korkut Alâeddin Zâviyesi ve Validesi türbesi demeğle maruf ve mukayyet olan zâviye-i mezbure derununda kâin türbe-i muallâda medfun nesli Hz. Mevlâna'dan Kutbu'l-Arifin Şeyh Mustafa Efendi ve Kutbu.l Aşıkin eş-Şeyh Zincirşiken Mehmed Efendi Hazretleri hâlâ medfun olmakla ezkadim icrayi tarikatı Hazreti Mevlâna için muidde olmağla sicillâtı atika Hazreti Mevlâna'da müseccel olduğu şurut ve keyfiyeti kadimesi olur ki Vâkıfı merhumun validesi türbe-i şerifesinde bâberat..." kayıtları arasında Korkut'un bâni olarak isimleri geçmektedir. Fakat burada ismi geçen şeyhlerin medfun bulunduğu Mevlevi hânenin doğusundaki Zincirkıran Türbesi 779/1377 tarihlidir.

    Diğer taraftan Mevlevihânenin batısında bulunan hamamın doğu duvarına sonradan yerleştirildiği belli olan hattâ üzerindeki delikten bir ara çeşme olarak kullanıldığı sanılan üç satırlık natamam kitabe:

    Arapça transkripsiyonu:

    1- Reseme bihâzihi’l-imâreti es-sultanü’l-muazzam'

    2 - el-a‘zam ‘alaü’d-dünyâ ve’d-dîn ebu’l-feth Keykubâd b. Keyhosrev

    3 - alâ yed’il-‘abdi’z-za‘if Tuğrul fi sene isnâ ‘aşere ve sittemie

    Türkçe tercümesi:

    Bu imareti Sultanu’l-muazzamu’l a‘zam din ve dünya ulusu Ebu’l-feth keyhusrev oğlu Alâeddîn Keykubâd âciz kulu Tuğrul eliyle 612 (M.1215-16) yılında yaptırdı.

    Mevlevihâneden evvel mevcut bulunan eski yapıya ait olması muhtemel bu kitabe ile evvelce bahsettiğimiz kayıt birlikte mütalâa edilince yapının Korkut-Alâeddin Zaviyesi diye isimlendirilmesi kısmen izâh edilebilmektedir.

    Yukarıdaki kitabede İmâret diye vasıflandırılan binânın, Mevlevihânenin yerindeki eski binâ olması ve Alâeddin Keykubat devrinde inşâ edilmiş bulunması kuvvetle muhtemeldir. Yivli minâre içerisindeki XIII. asra ait medreseye İmaret Medresesi isminin verilmesi de buna bir karine teşkil etmektedir.

    Binanın, Sultan Korkut tarafından benzer bir kullanış içerisinde Mevlevihâneye tahvil edilmiş olabileceği hususu da Şehzâdenin imâr ve inşâ zihniyetine13 aykırı düşmemektedir.

    Bugün Mevlevihânenin doğu duvarında bulunan bir türbe kitâbesi binâ ile alâkalı bilgi vermemektedir.

    Semâhanenin doğu duvarında bulunan türbe kitâbesi [H.1061 /M. 1650-51]

    Transkripsiyon:

    (Sağ)

    1 – Çün Hüsamzâde mîr muhterem ol

    Etdi bu türbe-i şerifi binâ

    2 – Hâtıf-ı gaybden ana târîh

    Ravz-ı evliyâ denildi dilâ

    Sene 1061 (M. 1650-51)

    (Sol)

    1 – Ol Hüsamzâde Mehemmed Paşa

    Yapdı bu türbe-i cennet-âsâ

    2 – În fenter mkâyher işte în târîh

    Gonca-i riyâz-ı gül-i cânâ

    Sene 1061 (M. 1650-51)

    Burada Mevlevihânenin eski bir yapı bakiyesinin tâdil ve tâmiri sureti ile teşkil edildiği hakkında izaha çalıştığımız düşüncelerin kati delillere oturtulabilmesi ancak, yapılacak sıhhatli bir kazı neticesinde mümkün olabilecektir.

    Yivli Minâre Manzumesinde bulunan iki medrese üçüncü bir Medresenin mevcudiyeti ihtimalini zayıflatmaktadır. Medrese şemasında bir imâret olması kuvvetle muhtemel bu eski yapının hakiki mâhiyeti ancak tarihi araştırmalar ilerledikçe ortaya çıkacaktır kanaatindeyiz.

     

    Dipnotlar:

    1- Türkiye'de Vakıf Abideler ve Eski Eserler, I.C., V.G.M. Ankara 1972, 516, s.

    2 - Bu kitâbe boşluğu onarımdan önceki resimlerde bir sıva döküntüsü gibi görülmektedir. (Vakıf Abideler, I.C., 516-17. s.).

    3 - R.M. Riefsthal “Bu odanın Cenup duvarında bir mihrap vardır” demekle bugün niş olarak görülen kısmın asimda mihrap olduğuna işaret etmektedir. R.M.Riefsthal, Turkish Architecture in South western Anatolia, Cambridge, 1931, 46.s.;.

    4 - Bu merdiven son tamirlerde yapılmış olup evvelce ait katla irtibat bulunmadığı rivayeti de vardır.

    5 - Mevlevihane, Fikri Erten Beyin verdiği eski Antalya Plânına işlenecek olursa, binanın gerçekten surlara yaslanmış bulunabileceği müşahede edilir (S. Fikri Erten, Antalya Livası Tarihi, istanbul 1340).

    6 - Surlara yaslanmış yapıların mevcudiyetini Erzurum Çifte Minareli gibi misâllerde de görmekteyiz.

    7 - R.M. RiefstahI, a.g.e., 46.s.

    8 - RiefstahI, a.g.e., 46.s.

    9 - R.M. RiefstahI, dervişlerin oturduğu hacimlerin ahşap olup sonradan yapıldığını kaydetmekte fakat plânında merkur hücreleri göstermemektedir. (Reifsthal, a.g.e., 46.s.) Kuzeydeki hacimlerden de bahsetmemesi bu hususta sıhhatli malumat vermediği kanaatini uyandırmaktadır.

    10 - Evliya Çelebi, Seyahatname, 9. cilt, Dersaadet.

    11 - Vakıf Abideler, I. C i l t , 522.s.

    12 - S. Fikri Erten, Antalya Tarihi Antalya 1948, 75.s.

    13 - Sultan Korkut, Antalya'da Kesik Minâre veya Korkut Camii diye bilinen camiyi yine eski bir yapının bakiyelerinden faydalanarak yaptırmış; bir kilise bakiyesini camiiye çevirmiştir.

     

    ***

    Mevlevi Ayini ve Semâ Törenleri çok kez doluluk sözkonusu olabilmektedir. Rezervasyon talep formunu doldurup yollayabilir ya da info@rumimevlevi.com e-posta adresine rezervasyon talep formunda istenen bilgileri yollayabilirsiniz.

    TLF : +90 505 6780618 - +90 535 2104565 / İstenen bilgiler: Tarih; Ad-Soyadı; Kişi sayısı; Cep telefon numarası?


    Sema Gösterisi (Mevlevi Semâ Töreni) Yapılan Mekanlar:

    SultanAhmet Bölgesi , Sirkeci Bölgesi , Beyoğlu Bölgesi

     

    Beyoğlu - Galata Mevlevihanesi Derviş Evi, Zeytinburnu - Yenikapı Mevlevihanesi Derviş Evi, Cankurtaran Mevlevi İsmail Dede Efendi Derviş Evi, Eyüp Bahariye Mevlevihanesi, Sultanahmet Etkinlik Salonları

    

    Yazarın Diğer Yazılarını Göster / Author's Other Articles

Röportajlar
Anket

Uluslararası Rumi Mevlevi Topluluğu'nun Sitesini Nereden Öğrendiniz?





Neticeler


Other Polls

konser nukte multimedia foto kitap evi