Buy Antabuse online

Site İçi Arama


Genel Arama
Sözlük Evinde Arama
Kullanıcı Girişi

Anasayfa Yazarlar Cemiyeti Hüseyin Top HZ. MEVLÂNA’NIN GÖZÜYLE ALLAH RESÛLÜ
  • HZ. MEVLÂNA’NIN GÖZÜYLE ALLAH RESÛLÜ

    Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta

    HZ. MEVLÂNA’NIN GÖZÜYLE ALLAH RESÛLÜ

     

    Mevlevi Ayini ve Semâ Törenleri çok kez doluluk sözkonusu olabilmektedir. Rezervasyon talep formunu doldurup yollayabilir ya da  info@rumimevlevi.com e-posta adresine rezervasyon talep formunda istenen bilgileri email olarak yollayabilirsiniz. İstenen bilgiler: Tarih; Ad-Soyadı; Kişi sayısı; Cep telefon numarası?

    ***

    Nurunu Allah Resûlü’nden  alan Hz. Mevlâna, tasavvuf âlemini aydınlatan, İslâm’ın en parlak güneşidir. Güneş nur saçar, Mevlâna ise ebediyet nurunu sunar. Sevgi kadar, nur kadar sonsuzdzdur o.

    Gökkubbeye armağan ettiği ölümsüz deyişlerle, rengiyle, deseniyle sonsuz bir okyanustur Mevlâna. Eserleri, tesiri, imânı, aşkı ve erişilmez san’atı ile peşinde bıraktığı silinmez izlerle, sonsuzluk saltanatına mührünü basmıştır o.

    Mevlâna hayatını üç kelimeyle özetler: Hamdım, yandım, piştim. O, Allah aşkıyla, Resûlullah sevdasıyla kalbini kebap eylemiş ve yangın yerine dönmüştür. O aşk şehidinin küllerinin her zerresinden bugün bile ayrı bir volkan fışkırır.

    O, yanan ve yakan bir sevda ocağıdır. “Kulunun nesi varsa, efendisinindir.”der; kendisini Allah’t’ta ve O’nun güz eller güz eli Resûlünde fânî kılar.

    O, tevhîdin, yani insanları birleştirmenin ve Bir Allah’a kavuşturmanın sancağını taşır.

     

    Mevlâna, insana değer verir, insanı yüceltir de yüceltir. “Allah insanı kendi sûretinde yarattı.” hadîs-i şerîfi onun kıble-nümâsı olmuştur.

    “Allah bütün varlıkları ‘Kün/ol!’ emriyle yarattı da, insan için “Onu iki elimle yarattım.” dedi”, der.

    Mevlâna’ya göre insan, ‘nüsha-yı kübrâ’dâ’dır. İnsan gönlü Allah’ın barınağıdır.

    Mevlâna’nın izini sürenlerden ve sevgili evlâdlarından Şeyh Gâlib, insanı ne güz el de tarif eder:

    Hoşça bak zâtına kim, zübde-i âlemsin sen; Merdüm-i dîde-i ekvân olan Âdem’sin sen. Mevlâna’ya göre ‘insan’, hayat ağacının en makul meyvesidir. Bu ağacın kökü ve gövdvdesi Hz. Muhammed (s.a.s.), dalları, yaprakları ve çiçekleriyse diğer peygamberlerle velîlerdir. İnsan, benliğinde Hakk’ın ruhunu, sonsuzluğun tohumunu barındırır.Allah kendi cemâl güz elliğini insan-ı kâmilde seyreder. Onun için Allah Resûlü; “Mü’min mü’minin aynasıdır.” der. ‘El’mü’min’in Allah’ın isimlerinden olduğunu hatırlatır.

     

    Yüce Yaradan’ın en parlak aynası Hz. Muhammed (s.a.s.)’dir. O, Hakk’ın nurunu yansıtan ‘nûr-i mübîn’dir.

    Allah Resûlü, kâinâtın yaratılış sebebidir, varlık âleminin özü ve özetidir. “Sen olmasaydın kâinâtı yaratmazdım.” hitâb-ı ilâhîsinin yegâne muhatabıdır.

    O, vücut âlemine inen ilk nurdur. O, ilk insan, ilk peygamberdir.

    “Allah önce benim nurumu yarattı.” “Ben peygamber iken Âdem, su ile balçık arasındaydı.” buyurdu, Efendimiz.

    Fakîr de bu hadîs-i peygamberîleri şöyle arz etmiştim:

    Evvelâ hâlk oldu nuru, Ahmed’in;

    Nurundandır kâinât Muhammed’in.

    Halkın evvel, ba’sin âhırdir senin,

    Sen oldun cedd ü atâsı Âdem’in

    O, gönüller sultanı, resûller imamıdır. Varlık bahçesinin en lezzetli meyvesi, cennetin kendisidir. İlâhî aşkın insan şeklindeki zuhûru, o Hakk’ın sönmez güneşi, sönmez nurudur. O batışı olmayan güneş, akşamı olmayan sabahtır. O ölümsüz ömürdür.

    O, nübüvvet zincirinin son halkası, peygamberlik takviminin ilk ve son yaprağıdır.

    O, vahyin güldestesi, Hakk’ın sesi, ilâhî âhengin bestesidir. Onun sevgisi, dünya ve âhiret sermayesidir. O ne füsunkâr bir cemâldir ki gören âşık, görmeyen âşık ona.

    O, rahmet güneşi, “Ve biz seni parlak bir ışık olarak gönderdik. ayetinin ışığıdır. O yerin, göğün nurudur; nurun kaynağı ve daha ötesidir.

    Ona sığınan iki dünya saadetine kavuşur. Ona iltica eden -diken bile olsa- yanmaktan kurtulur. Çünkü o gülün gölgesinde ve emniyettedir.

     

    Mevlâna’nın gözünde, Allah Resûlü Nuh’un  gemisidir: “Dünya deniz kesilse, Nûh’un gemisi batma derdine düşer mi hiç? O geminin kaptanı Allah’tır.” der.

    Hz. Mevlâna, Muhammedî mirasın uzantısıdır. Hz. Muhammed (s.a.s.) ve Kur’ân-ı Kerîm iyice anlaşılmadan Mevlâna anlaşılamaz ve Mevlâna adına bir yere varılamaz. Çünkü Mevlâna; “O kendisinden konuşmamaktadır. Onun konuşması ancak bildirilen vahy iledir.” âyetinin muhatabı olan Resûlullah’ın gerçek vârisidir. O, nefsini daracağına çekmiş, Allah Resûlü’nde fânî olmuş, onunla ebediyete uzanmış bahtiyarlardandır.

     

    Resûlullah’ın sevdalısı, cân u gönülden bağlısı olan yüce Mevlâna, yüceler yücesi Efendimiz’e, bir gazelinde şöyle seslenir:

    Ey çerâğ-î âsmân û rahmet-i Hakk ber zemîn! (Ey gökyüzü nün ışığı, yeryüzü ne Hakk’ın rahmeti!)

    Bu feryâdı, fakîr, ilk tasavvufî dizelerim olmak üzere, şöylece ifade etmeye çalışmıştım:

     

    Âsûmânın nurusun yeryüzüne Hakk rahmeti;

    Tâlihi insanlığın hem kâinâtın devleti;

    Zü’l-celâlî ve’l-kemâlin sevgilisi Ahmed’i;

    Aşkın ile sana geldim yâ Resûlallah meded.

    

    Yazarın Diğer Yazılarını Göster / Author's Other Articles

Röportajlar
Anket

Uluslararası Rumi Mevlevi Topluluğu'nun Sitesini Nereden Öğrendiniz?





Neticeler


Other Polls

konser nukte multimedia foto kitap evi