ŞAAB
Ayrılmak. * Yarmak.
ŞA'AR
Kıl büken.
ŞAAR
Ağaç, şecer.
ŞAB
(Bak: şap)
ŞA'B
(C.: şuub) Tâife, cemaat. Kabile.
ŞA'B
Ayrılmak. Dağılmak. * Islah etmek, düzeltmek. * Helâk etmek. * Kırmak.
ŞA'BAN
(Şâbân) Arabi ayların sekizincisi. Mübârek Şuhur-u selâsenin (Üç ayların) ikincisi.
ŞABAŞ
f. Alkış etme, alkışlama. Aferin deme. Bir hareketi güzel bulmaktan dolayı alkışlamak veya hediye vermek.
ŞABAŞHÂN
f. Beğenip alkışlayan.
ŞABB
Genç, delikanlı, yiğit.
ŞABB-I EMRED
Bıyığı, sakalı henüz çıkmış delikanlı.
ŞABBE
Genç kadın.
ŞA'BEZE
El çabukluğu.
ŞAB-HANE
f. Şap çıkarılan yer.
ŞABİH
Misil olan, nazir, benzeyen.
ŞABUB
(C.: Şeabib) Sağanak yağmur.
ŞACİNE
(C.: Şevâcin) Ağaçlı ve meşeli dere.
ŞACİR
Ayak altında ızdırap çekmek.
ŞAD
f. Sevinçli, ferahlı, memnun, mesrur, şen, bahtiyar.
ŞADAB
(Şâd-âb) f. Suya kanmış, sulu. Taze.
ŞÂD-ÂBÎ
f. Sulu olma, suya kanmışlık. Tazelik.
ŞADABTER
(şâd-âbter) f. Çok su verilmiş, fazla sulanmış.
ŞADAN
f. Sevinçli, bahtiyar.
ŞAD-HAB
f. Uykusu tatlı.
ŞADIRVAN
Etrafında bulunan bir çok musluklardan ve bir fıskiyeden su akan havuz tarzında kubbeli çeşme. Şadırvanlar daha ziyade cami avlularında halkın abdest almaları için yapılırdı.
ŞADİ
f. Sevinçlilik, memnunluk, mesruriyet, gönül ferahlığı.
ŞADİ
Mahkeme hademesi. Mübâşir. * İlimden, edebiyattan hissesi olan. * Nağme ile şiir okuyan.
ŞADİHE
Alından buruna varana kadar olan beyazlık.
ŞADKÂM
f. Çok sevinçli.
ŞADMAN
(Bak: şadüman)
ŞADNAK
f. Gönlü memnun, mesrur.
ŞADÜMAN
(şâd-mân) f. Mesruriyet, sevinçlilik. * Mesrur, bahtiyar.
ŞAE
Diledi, istedi, murad eyledi.
ŞAFAK
Tan zamanı. Güneş doğmağa yakın zaman veya güneş battıktan sonraki alaca karanlık. Gündüz. * Nahiye. Cânib. * Nasihat eden kimsenin "Nasihatım te'sir etsin, sözüm tutulsun" diye ıslah için gayret göstermesi. * Merhamet. * Harf.
ŞAFAK-ÂLUD
f. şafak gibi, şafak renginde.
ŞAFAK-GÛN
f. Şafak renkli, kızıl.
ŞAFE
Ayakta çıkan ve dağlamayınca gitmeyen çıban.
ŞAFİ
Hastaya şifa veren (Allah. C.C.). * Yeter görünen, kifayet eden.
ŞAFİ'
(Şefaat. den) Şefaat eden. Bir kimsenin suçunun bağışlanması için vasıtalık eden.
ŞAFİÎ
Şâfiî mezhebinden olan. (Bak: İmam-ı Şâfiî)
ŞAFİN (ŞEFUN)
Göz ucuyla bakan kişi.
ŞAGB
Ayıplamak. * Cidal, dövüş, niza. * Şerri tahrik etmek.
ŞAGİL
İşgal eden, tutan.* Meşgul eden, meşgul edici. * Meşgul olmayı gerektiren. * Bir mülkte oturan.
ŞAGR
Köpeğin bir ayağını kaldırıp bevletmesi.
ŞAGRABİYYE
(C.: Şegârib) Ayak bağlamak.
ŞAGŞAGA
Süngüyü vurduğu kimsede hareket ettirmek.
ŞAGVA'
(C.: Şuguv) Dişleri birbirine muhalif olup kimi fazla kimi eksik olan kadın.
ŞAGZEBİYYE
(C.: Şegâzib) Ayak bağlamak.
ŞAH
f. Ağaç dalı. Budak. * Boynuz. Karın. * Su arkı. * Alın. * Kadeh.
ŞAH
f. Pâdişah. İran veya Afgan hükümdarlarının nâmı. * Bir yere hâkim olan zât. Sâhip. * Asıl. * Atın ön ayaklarını yukarı kaldırarak durması.
ŞAH-I MERDAN
"Mertlerin şahı" meâlinde Hazret-i Ali Radiyallahü anh'ın bir nâmı.
ŞAH-I RİSALET
Risaletin Şahı. Hz. Muhammed (A.S.M.)
ŞAH
Ayıp.
ŞAHA
f. Boyunduruk.
ŞAHADET
(Şehâdet) Şâhidlik. * Bir şeyin doğruluğuna inanmak. * Delâlet. Alâmet, işaret, iz. * Allah (C.C.) rızâsı yolunda hayatını fedâ etmek. Din için muharebeden şehitlik. (Bak: Şehid)
ŞAHADET GETİRMEK
Kelime-i Şehadet olan $ kelâmına inanıp söylemek. Bir Allah'tan başka ilâh olmadığına; Muhammed Aleyhissalâtü vesselâm'ın, Allah'ın Resulü olduğuna inanarak söylemek.
ŞAHADETNAME
f. Bir işin yapılmasına müsaade veren resmî izin kâğıdı. Vesika. Diploma.
ŞAHAMET
Semizlik, yağlılık, şişmanlık.
ŞAHAN
(şâh. C.) f. şahlar, pâdişahlar.
ŞAHANE
Şah gibi, şaha yakışır bir surette.
ŞAHB
Yaradan kan akmak. * Emzikten süt akmak. * Rengin değişmesi.
ŞAHBAL
(Şehbal) f. Kuş kanadının en uzun tüyü.
ŞAHBAZ
f. İri ve beyaz doğan kuşu. * Mc: Çevik ve becerikli. Yiğit, şanlı, kahraman.
ŞAHBEYT
Edb: Bir şiirin en güzel beyti. Gazelde matla'dan sonraki beyt.
ŞAHDANE
f. İri inci tanesi. * Kenevir tohumu.
ŞAHDAR
f. Dallı, budaklı ağaç. * Dallı boynuzlu hayvan.
ŞAHENŞAH
f. Pâdişahlar pâdişahı. Şâhlar şâhı. En büyük pâdişah.
ŞAHESER
f. Üstün ve büyük eser. Eserin şâhı. * Yüksek değerde olan.
ŞAHET-İL VÜCUH
"Yüzleri, bahtları kara oldu, yüzleri kararsın..." meâlinde.
ŞAHIS
(şahs. dan) Ölçmek için dikilen ve işaret tutulan nişan. * Belirten.
ŞAHIS
(C.: Eşhâs) Kişi, kimse. İnsanın cismanî hey'eti. * İnsanın uzaktan görülen karaltısı.
ŞAHIS ZAMİRİ
İsim yerine kullanılan ve insanlara işaret eden kelimeler.Farsçada: $ (Men: ben), $ (Tu: sen), $ (U: o), $ (Mâ: biz), $ (Şümâ: siz), (İşân: onlar). Bunlar gayr-ı muttasıl (bitişik olmayan) zamirlerdir.Arapçada; gayr-ı muttasıl zamirler: $ (Ene: ben), $ (Ente-sen), $(Entümâ: ikiniz), $ (Hu: O), $ (Entüm: siz), (Entünne: siz) (Müennes), $ (Nahnu: biz), $ (Hüm: Onlar) (müzekker) $ (Hünne: Onlar) (müennes).
ŞAHÎ
f. şaha, hükümdara ait, şah ile ilgili. * Hükümdarlık, şahlık. * Eski topların bir çeşiti. * Nişastalı, yumurtalı bir helva. * Tar: Osmanlı Padişahlarından Yavuz Sultan Selim Han'ın bastığı altun para. (Bu ismin verilmesi, üzerinde "şah" kelimesinin yazılı bulunmasından dolayıdır.)
ŞAHİC
Eşek, hımar.
ŞAHİD
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. * Resul-ü Ekrem Efendimizin (A.S.M.) bir vasfı. * Melâike-i kiram. * Hazır.
ŞÂHİD-İ ÂDİL
Doğru sözlü şâhid.
ŞÂHİD-İ EZELÎ
Ezelden ebede her şey nazar-ı şuhudunda olan Cenab-ı Hak.
ŞAHİD
(C.: Şevâhid-Şühud) Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
ŞAHİD
f. Sevgili, mahbube. * Güzel, dilber.
ŞAHİDE
(Müe.) Kadın şâhid. * Mezar taşı. * Mezara dikine dikilen ve üzerinde yazı ve çiçek motifi bulunan baş ve ayak taşları. * f. Dilber, güzel.
ŞAHİD-ZOR
f. Yalancı şâhit.
ŞAHİH
(C.: Şihah) Bahil kişi.
ŞAHİK
Yüce, büyük dağ. * Yüksek yapı veya ağaç.
ŞAHİKA
Dağ tepesi, zirve.
ŞAHİM
Semiz, yağlı, şişman, besili.
ŞAHİN
(C.: Şevâhin) Doğan'a benzer bir kuş ki, av avlamak için terbiye olunur.
ŞAHİNE
Öşür memuru.
ŞAHİS
Büyük cüsseli, iri yapılı kimse.
ŞAHİT
(C.: Şihât) İnce yufka olmuş nesne.
ŞAHKÂR
f. En güzel eser. Baş eser. şâheser.
ŞAHM
Etler arasında bulunan yağ, iç yağı. Don yağı.
ŞAHM
Bozulmak ve değişmek. Fâsid ve mütegayyer olmak.
ŞAHMERDAN
(Şâh-ı merdan) f. Mertlerin şahı, Hazret-i Ali (R.A.). * Aşağı yukarı çıkan büyük demir tokmak.
ŞAHM-PARE
f. İç yağın bir parçası. Bir kısım iç yağı.
ŞAHN
Doldurmak. * Sürüp reddetmek.
ŞAHNA'
Buğz, düşmanlık, adâvet.
ŞAHNE
İnzibat memuru, emniyet memuru.
ŞAHNİŞİN
f. Şahların oturmalarına lâyık yer. * Evin sokak üzerine olan çıkmaları.
ŞAHR (ŞAHİR)
Ağızını öttürmek. * Islık çalmak. * Sesi yükseltmek.
ŞAHRAH
f. Büyük ve işlek yol, cadde. Şaşırılması mümkün olmayan doğru ve işlek yol.
ŞAHREG
f. şah damar, büyük damar.
ŞAHS
(Bak: Şahıs)
ŞAHS-I MANEVÎ
Bir şahıs olmayıp kendisine bir şahıs gibi muamele yapılan şirket, cemaat, cemiyet gibi ortaklıklar. Belli bir kişi olmayıp bir cemaatten meydana gelen manevî şahıs. * Bir topluluğun taşıdığı manevî kuvvet ve meziyetler.
ŞAHS
Acı çekmek. Iztırab çekmek.
ŞAHSAR
f. Dallı budaklı ağaçlar. Ağaçlık yer. Koruluk.
ŞAHSEN
Şahıs olarak, ferd olarak. Şahısça, kendi. * Yalnız uzaktan görerek.
ŞAHSÎ
Şahsa mahsus, şahsa ait, dair. Kişi ile, şahıs ile alâkalı.
ŞAHSİYET
Bir kimsenin kendisine mahsus ahvâli. Şahıs olma. Karakter sâhibi ve makbul bir insan olma.
ŞAHSİYYAT
Kişinin şahsına, kendine ait sözler. * Birinin kendine ait münasebetsiz sözleri.
ŞAHSÜVAR
(C.: şâhsüvârân) f. Ata iyi binen.
ŞAHŞAH
Görevli, vazifeli.
ŞAHŞAH
Sözü doğru olan, yalan söylemeyen. * Gayretli, bahadır kimse.
ŞAHŞAHA
Kuşun hızla uçması.
ŞAHT (ŞÜHUT)
Iraklık, uzaklık, bu'd.
ŞAHTEREC
şahtere otu.
ŞAHUR
f. Ekmek fırını.
ŞAHVAR
(Şeh-vâr) f. Şâha, hükümdara yakışacak tarzda, şah gibi. * İri ve iyi cins inci.
ŞAHVE
Adım, hatve.
ŞAHZ
Keskinleştirmek.
ŞAHZADE
f. Şâh oğlu. Hükümdar veya pâdişah oğlu. Prens.
ŞAİBE
Leke, kir. * Süprüntü. Pislik. * Kusur. Noksan. Hata. Eksiklik.
ŞAİK
Dikenli.
ŞAİK(A)
Şevkli, hevesli, şevk verici.
ŞAİKANE
f. İsteklice ve şevkli olarak.
ŞAİLE
(C.: Şüvül-Şevâil) Sütü çekilmiş deve.
ŞAİR
(C.: Şairât) Arpa. * Kurban devesi.
ŞAİR
Şiir yazan. Sözünü vezin ve kafiye ile tertib eden.
ŞAİRÂNE
f. şairce. şaire benzer surette konuşmakla. Mevzuu şiir sayılabilecek kadar hoş, lâtif olan şey.
ŞAİRE
(C.: Şâirât - Şevâir) Kadın şair.
ŞAİRE
Bir tek arpa, arpa tanesi. * (C.: Şaâyir) Tıb: Arpacık.
ŞAİRİYY
Arpa satan kimse.
ŞAKA' (ŞIKA')
Bedbahtlık. * Yaramazlık.
ŞAKA' (ŞÜKU')
Tulu etmek, doğmak. * Çıkmak, huruç etmek. * Dağıtıp perâkende etmek.
ŞAKA
Meşakkatli ve güç. * Musibet ânında yakasını ve yüzünü yırtan kadın.
ŞAKAVET
(Bak: şekavet)
ŞAKCE
Henüz yeni renk almış olan hurma.
ŞAKIZ
Gözü değen kişi. * Gözüne uyku gelmeyen. * Daima güneş tarafına yönelen bir nevi büyük kertenkele.
ŞAKİ
(Şekavet. den) Haydut. Yol kesen. Haylaz. * Her çeşit günahı işleyebilen.
ŞAKİ
Şekavette bulunan.
ŞAKİ
Şikâyet eden. * Ağlayan. * Hiddetli ve şevketli.
ŞÂKİ-İ SİLÂH
Harp âletleri keskin ve hazır olan kimse.
ŞAKİFE
(C.: Şukuf) Su dökülmemiş saksı parçası.
ŞAKİK
İkiye bölünmüş bir şeyin yarısı. * Öz kardeş.
ŞAKİKA
(C.: Şakayık) Yarım baş ağrısı. * Ana - baba bir olan kız kardeş. Öz kız kardeş. * Çatlak, yarık.
ŞAKİL
Yanakla kulak arası. * Âdet. Hilkat.
ŞAKİLE
Yol. Tarik. Meslek. * Yaradılış. Tıynet. Seciye. Mizac. Bir kimsenin yaratılışının temel hususiyeti.
ŞAKİR
Allaha şükreden. Hâlinden memnuniyetini bildiren. (Bak: Şükr)


ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Hayrettin Karaman- Hoş…

Kulağa hoş gelen, gönüllere rahatlık veren, iyi bi...

Temmuz 20, 2009

MALİKÎ MEZHEBİ

Malik b. Enes b. Malik b. Ebi Amir el Asbahî'ye ni...

Temmuz 06, 2009

İSTİLA DEVİRLERİNİN KOLONİZATÖR …

  Prof. Dr. Ömer Lütfi BARKAN Selçuk-Bizans...

Temmuz 06, 2009

HZ. EBU BEKİR'İN HAYATI

Hz. EBU BEKIR ES SIDDÎK (r.a) (571-634)  &nbs...

Temmuz 05, 2009

RÜYALARIN ÖNEM VE ANLAMI

Rasulullah Muhammed Mustafa (aleyhissalatu vessela...

Temmuz 20, 2009

SELEF VE SELEFILIK

Selef kime denir? Hz. Peygamber s.a.v.'in “En ...

Temmuz 06, 2009

Ahmed Avni KONUK

AHMED AVNİ KONUK (1868 - 19.3.1938) Kadı Alî-zâ...

Temmuz 21, 2009

CÂHİLİYYE DÖNEMI

Bilgisizlik, gerçeği tanımama. İslâm, tam bir aydı...

Temmuz 05, 2009

İSTANBUL’DA MEVLEVÎLİK

Mevlevi Ayini ve Semâ Törenleri çok kez doluluk ...

Ocak 11, 2016

SÜNNİ SUFİ YOLLARI

  Ahilik Bayramilik Buhurilik  ...

Temmuz 06, 2009

TASAVVUFUN KISACA TARİHÎ GELİŞİM…

Hz. Peygamber, sahâbe, tâbiîn ve tebeu't-tâbiîn dö...

Temmuz 07, 2009

Mevlevilik Ve Gazi Mustafa Kemal

Mevlevilik Ve Gazi Mustafa Kemal Yıl 1922... Kası...

Şubat 06, 2009