SAÂDET: MUTLULUK | SÜREKLİ MUTLULUK
 
- SÂAT: SAAT | VAKİT, ZAMAN | BELİRLİ ZAMAN | KIYAMET
 
- SAB(I)R: DAYANMA, KATLANMA, TAHAMMÜL | NEFSİNE HÂKİM OLMA, KENDİNİ TUTMA
 
- SABÎ: HENÜZ MEMEDEN KESİLMEMİŞ ERKEK ÇOCUK | ÜÇ YAŞINI TAMAMLAMAYAN ERKEK ÇOCUK
 
- SÂCİD(< SECDE): SECDE EDEN, ALNINI YERE KOYAN
 
- SADEMÂT(< SADME): ÇARPMALAR, TOKUŞMALAR, ÇATMALAR | ANSIZIN BAŞA GELEN BELÂLAR | PATLAMALAR
 
- SÂDIK(< SIDK): DOĞRU, GERÇEK | SADÂKATİ, İÇTEN BAĞLILIĞI OLAN
 
- SAĞ: ULVİYYET | YEMÎN
 
- SAFAHAT(< SAFHA): EVRELER, SAFHALAR
 
- SAHÂVET: CÖMERTLİK, EL AÇIKLIĞI
 
- SAHİB(< SAHB): SÂHİP(MÂLİK) | BİR VASFI OLAN(HÂİZ) | KORUYAN(HÂMÎ) | BİR İŞ YAPMIŞ OLAN | SÜREKLİ SOHBETTE BULUNAN | HAK YOLUNU GÖSTERMEK İSTEYEN MÜRŞİD
 
- SAHİB-İ ZAMAN: AKILLARINDAN GEÇİRDİKLERİ KÂİNATTA OLUŞMAYA BAŞLAYAN KİŞİ | ALLAH'IN AYNASIDIR
 
- SÂHİRE: YERYÜZÜ, UYANIK GÖZ VE GÖZLERE SERAP GÖRÜNEN YERYÜZÜ
 
- SAHRUBAN: KERVAN BAŞI
 
- SAHV: AYILMA, AYIKLIK, KENDİNE GELME | HASTANIN İYİLEŞMESİ | HAK'LA BEKÂ
 
- SAÎD(< SA'D): MUTLU, UĞURLU | ÂHİRETİNİ HAZIRLAMIŞ KİMSE | MÜ'MİN | İYİ, GÜZEL VE TEMİZ AHLÂKLI
 
- SÂİL(< SUÂL): SORAN | İSTEYEN, DİLENEN | AKICI, AKAN
 
- SÂİR: ATEŞ, ALEVLİ ATEŞ | TAMU, CEHENNEM
 
- SÂİR(< SEYR): SEYREDEN, HAREKETTE OLAN | BİR ŞEYDEN KALAN BAŞKA ŞEY | GEÇEN, DOLAŞAN | ÖBÜR, BAŞKA, ÖTEKİ
 
- SAKALEYN: YER VE GÖK MELEĞİ
 
- SALÂT: NAMAZ
 
- SALÂTÎN CAMİLERİ: SULTAN CAMİLERİ
 
- SALÂVÂT(< SALÂT)(SALÂT Ü SELÂM): NAMAZLAR | HZ. MUHAMMED'E VE ONUN SOYUNDAN GELENLERE OKUNAN DUA [ALLAHÜMME SALLİ ALÂ SEYYİDİNÂ MUHAMMEDİN VE ALÂ ÂLİ MUHAMMED: EFENDİMİZ MUHAMMED'E VE ONUN SOYUNA SOPUNA SALÂT VE SELAM OLSUN]
 
- SÂLİH(< SALÂH): YARAR, ELVERİŞLİ, İYİ, UYGUN, YAKIŞIR | YETKİSİ VE HAKKI OLAN | DÎNİN EMRETTİĞİ ŞEYLERE UYGUN HAREKETTE BULUNAN
 
- SÂLİK(< SÜLÛK): MANEVİ EĞİTİM YOLUNA GİREN, BİR TÂRİKATA GİRMİŞ BULUNAN (MÜRÎD), SEYR-İ SÜLÛK EYLEYEN | HAK YOLCUSU
 
- SÂMÂN: SERVET, ZENGİNLİK | RAHAT, DİNÇLİK | DÜZEN
 
- SAMED: PEK YÜKSEK, ULU, DÂİM, EZELÎ, EBEDÎ | KİMSEYE VE HİÇBİR ŞEYE GEREKSİNİMİ OLMAYAN ALLAH | KENDİNDE, KENDİNDEN ÖNCE OLANA PRİM VERMEMEK | ( O bir şeyden çıkmamıştır, ondan da bir şey çıkmaz. ) | ( ing. SUBSTANCE)
 
- SAMEDÂNİYYET: HİÇBİR ŞEYE GEREKSİNİMİ OLMAMAK, KENDİNDEN ÜSTÜNÜ OLMAMAK (ULÛHİYYET)
 
- SEMEN: YERİNE TEKRAR KONULABİLECEK (ŞEY) | DEĞER, KIYMET, TUTAR
 
- SANEVBER: SEVGİLİNİN BOYU, BOSU
 
- SARAY: İNSAN
 
- SATHÎ: DIŞ YÜZEYLE İLGİLİ | YÜZEYSEL | ÜSTÜNKÖRÜ
 
- SAVM: ORUÇ
 
- SAVM-I DÂVÛD: BİR GÜN ORUŞ TUTMAK, BİR GÜN TUTMAMAK
 
- SAVT: SES, SADÂ(İNSAN SESİ)
 
- SA'Y: ÇALIŞMA, ÇABALAMA, GAYRET, EMEK | GEÇİNMEK İÇİN İŞ İŞLEME
 
- SA'Y Ü GAYRET: ÇALIŞMA, ÇABALAMA VE GAYRET
 
- SÂYE: GÖLGE | KORUMA, SAHİP ÇIKMA | YARDIM
 
- SEB'A: YEDİ(7)
 
- SEBÎL: YOL, BÜYÜK CADDE | SEBİL, SU DAĞITILAN YER | HAYRAT OLARAK, PARASIZ OLARAK DAĞITILAN SU
 
- SEBKAT: GEÇME, İLERLEME(ing. PROGRESS)
 
- SECCÂDE-NİŞÎN: TEKKE ŞEYHİ
 
- SECDE: ABDİYET MAKAMINDAKİ ZİRVE HALİ
 
- SEFER: KALBİYLE HAK RIZASINA YÜRÜYEN | YOLCULUK | ÜÇ GÜN ÜÇ GECE SÜREN YOLCULUK
 
- SEHER: TAN YERİ AĞARMADAN BİRAZ ÖNCEKİ ZAMAN
 
- SEHV: YANLIŞ, HATA | YANILMA
 
- SEKENÂT(< SEKNE): DURMA(LAR), DURUŞ(LAR)
 
- SEKÎNET: KALBİN/GÖNLÜN HUZURU/SESSİZLİĞİ
 
- SELÂM: BARIŞ, RAHATLIK | SONU İYİ VE HAYIRLI ÇIKMA | FÂNÎ, GELİP GEÇİCİ OLMAMA | ÂŞİNÂLIK, BİLDİK | SELÂM, ESENLEME
 
- SELÂMET: SÂLİMLİK, EMİNLİK, KORKU VE ENDİŞEDEN UZAK OLMA | SELÂMETE ÇIKMA, KURTULMA | İYİ NETİCE | KURTULMA | TÜMCENİN DÜZGÜN VE DOĞRU OLMASI | ESENLİK
 
- SELMÂNÎ: BAZI TURUK-U ALİYYE'DE DERVİŞE DİLENCİLİK ETTİRİLMESİ
 
- SELSEBİL: TATLI VE HAFİF SU | CENNETTE BİR ÇEŞMENİN ADI (bkz. SEBÎL)
 
- SEMÂ'(< SÜMÜVV): GÖKYÜZÜ, ÂSMÂN/ÂSÜMÂN (ing. FIRMAMENT/SKY)
 
- SEMÂ': İŞİTME, DUYMA | MEVLEVÎ ÂYİNLERİNDE TARÎKAT MENSUPLARININ CEZBE HÂLİYLE AYAKTA DÖNMESİ, ZİKRETMESİ
 
- SEMERE(Lİ): YARAR(LI), VERİM(Lİ) | NETÎCE | BİR ŞEYDEN ELDE EDİLEN GELİR
 
- SEMÎ'(< SEM): İŞİTEN, İŞİTME KUVVETİ OLAN | ALLAH'IN ADLARINDAN
 
- SER-ÂZÂD: SERBEST, HÜR, BAŞI BOŞ | RAHAT, DERTSİZ
 
- SER-KUDÛMÛ: KUDÛMZEN BAŞI, MEVLEVÎ ÂYİNLERİNİ İDÂRE EDEN KİŞİ
 
- SER-NÂYÎ: NEYZEN BAŞI
 
- SER-PÛŞ: BAŞA GİYİLEN ŞEY, BAŞLIK
 
- SER-TABBÂH: AŞÇI BAŞI
 
- SERD: [SÖZÜ] DÜZGÜN VE MÜNASEBETLİ SÖYLEME
 
- SERÎR: TAHT | YATACAK YER
 
- SERMEDÎ: SÜREKLİ, DÂİMÎ
 
- SER-TÂC: BAŞ TÂCI OLAN, ÇOK SEVİLEN, SAYILAN
 
- SEVDÂ': ÇOK KARA, ÇOK SİYAH | ESKİLERİN İNSAN MİZÂCINDA KABÛL ETTİKLERİ DÖRT HILTTAN BİRİ
 
- SEVDÂ: AŞK, SEVGİ | AŞIRI SEVGİDEN DOĞAN BİR ÇEŞİT HASTALIK | İSTEK, HEVES, ARZU
 
- SEVDÂN: İKİ SİYAH (SU VE HURMA)
 
- SEYR Ü SÜLÛK: TARİKATTE TÂKİP OLUNAN USÛL
 
- SEYYİD: EFENDİ, BEY; AĞA; İLERİ GELEN, BAŞ, BAŞKAN | HZ. MUHAMMED'İN TORUNU HZ. HASAN'IN SOYUNDAN OLAN KİMSE
 
- SEYYÂL(< SEYELÂN): AKICI, AKAN | HIZLI HAREKET EDEN
 
- SIKLET: AĞIRLIK, YÜK | SIKINTI
 
- SIRÂT: YOL, TARÎK
 
- SİDRET-ÜL MÜNTEHA: YARATILMIŞLIĞIN SINIRI
 
- SİHÂM(< SEHM): OKLAR
 
- SİKÂYE: SU İÇİLEN KAB | İÇİLECEK SUYUN TOPLANMASI İÇİN YAPILAN YER, BÜĞET
 
- SİKKE: MEVLEVÎLER'İN GİYDİĞİ UZUN ARAKİYE, MEVLEVÎ KÜLÂHI | PARA ÜZERİNE VURULAN DAMGA | MÂDENİ PARA, AKÇE
 
- SİLSİLE: SOYSOP | ZİNCİR, ZİNCİRLEME OLAN ŞEY | ART ARDA GELEN ŞEYLERİN MEYDANA GETİRDİĞİ SIRA
 
- SİRÂC: IŞIK, KANDİL, MUM, GÜNEŞ
 
- SÎRET: BİR KİMSENİN İÇ HÂLİ, TAVRI, GİDİŞİ, AHLÂKI | HAL TERCÜMESİ(BİYOGRAFİ)
 
- SİYAH SARIK: MAKAM-I KUTBİYYET
 
- SİYER(< SÎRET): AHLÂK VE YÜKSEK VASIFLAR | HZ. MUHAMMED'İN YAŞAMINDAN BAHSEDEN KİTAP
 
- SOFÎ: SÂFİYETE ERMİŞ, ZÂHİRDE KÖLE, BÂTINDA HÜR OLAN
 
- SOHBET: GÖRÜŞÜP KONUŞMA, ARKADAŞLIK | MÜRŞİT İLE GÖRÜŞÜP KONUŞMA
 
- SOMAT: SIRA, SOFRA
 
- SOYUNMAK: SUÂL-İ MUKADDERE YANIT: SIFATULLAH İLE SIFATLANIP KALBİ NÛRULLAH İLE AYDINLATMAK
 
- SUDÛR(< SADR): GÖĞÜSLER
 
- SUDÛR: SÂDIR OLMA, MEYDANA ÇIKMA, OLMA (VUKU', ZUHÛR)
 
- SÛK-U ÂRİFAN: ÂRİFLER PAZARI
 
- SULTÂN: PÂDİŞAH, HÜKÜMDAR | HÜKÜMDAR AİLESİNDEN OLAN (ANNE, KIZ KARDEŞ, KIZ ÇOCUK GİBİ) KADINLARDAN HER BİRİ | BÂZI BEKTÂŞÎ BÜYÜKLERİNE VERİLEN AD
 
- SUDÛR: MEYDANA ÇIKMA, OLMA, SÂDIR OLMA
 
- SULH: BARIŞ, BARIŞMA, BARIŞIKLIK | RAHATLIK | UYUŞMA, UZLAŞMA
 
- SÛRET: BİÇİM, GÖRÜNÜŞ, KILIK | TARZ, YOL, GİDİŞ | ÇÂRE
 
- SÜBHÂN: ALLAH
 
- SÜFLÎ: AŞAĞIDA BULUNAN | ALÇAK, BAYAĞI
 
- SÜKÛNET: ZİHNİN HUZURU | DURGUNLUK, DİNGİNLİK | RAHAT
 
- SÜKÛT: SUSMA, SÖZ SÖYLEMEME
 
- SÜLÂSÎ(< SELÂSE): ÜÇLÜ, ÜÇ ŞEYDEN MEYDANA GELEN
 
- SÜLÛK(< SİLK): BİR YOLA GİRME | ÖZEL BİR SINIFA, BİR GRUBA KATILMA | TARÎKATE İNTİSAB
 
- SÜNBÜL: SÜNBÜL | GÜZELLERİN SAÇI
 
- SÜRÛR: SEVİNÇ | TESKİN/TESELLİ
 
- SÜRÛŞ: MELEK | CEBRÂİL