- MÂ': SU
 
- MÂ: BİZ
 
- MAÂBİD: İBÂDET EDECEK YERLER, TAPINAKLAR
 
- MAÂD(< AVDET): DÖNÜLEN YER, DÖNÜP GİDİLECEK YER
 
- MAA-MÂ-FÎH: BUNUNLA BİRLİKTE, BÖYLE İKEN, BÖYLE İSE DE
 
- MAÂRİF(< MA'RİFET): MA'RİFETLER, BİLİMLER | BİLGİ, KÜLTÜR
 
- MAÂRİF-İ RABBÂNİYYE: İLÂHİ BİLGİLER
 
- MÂ-BEYN: İKİ ŞEYİN ARASI, ARADAKİ ŞEY, ARA | HAREMLE(HANIMLAR DÂİRESİ İLE) SELÂMLIK(BEYLER DÂİRESİ) ARASINDAKİ ODA | SARAYDA, VÜKELÂNIN VE ÖBÜR ZEVÂTIN MÜRÂCAAT EDECEKLERİ VE PÂDİŞAHA YAKINLARININ BULUNDUĞU DÂİRE | PÂDİŞAH SARAYI | ARAYA SOĞUKLUK GİRMİŞ OLMA | (müzik'te TAM SESLERE GÖRE ÎTÎBÂR EDİLEN ÂHENKLERE NAZARAN, YARIM SES TİZ OLAN ARA ÂHENKLERE VERİLEN BİR AD
 
- MA'BÛD(< İBÂDET): KENDİSİNE İBÂDET EDİLEN | ALLAH
 
- MA'DÛM(< adem): YOK OLAN, MEVCUT OLMAYAN
 
- MAĞFİRET(< GUFRÂN): ALLAH'IN, KULLARININ GÜNAHLARINI BAĞIŞLAMASI | BAĞIŞLAYICILIK
 
- magrib(< GARB): BATI | AKŞAM
 
- Magrib: BATI TARAFINDA OLAN ÜLKELER | AFRİKA'NIN MISIR ÖTESİNDEKİ ŞİMAL(KUZEY) KISMI | İSPANYA, PORTEKİZ
 
- MAĞRÛR(< GURÛR): GURURLU | BİR ŞEYE GÜVENEN | GÜVENİLMEYECEK ŞEYE GÜVENİP ALDANAN, KENDİNİ BEĞENMİŞ (KİMSE) | BÜYÜKLÜK TASLAYAN
 
- MAHABBET: SEVGİ
 
- MAHALLİYÂT: SADIR, KALB, FUÂD, SIR, SIRR-I SIR, EL-HAFÎ, EL-AHFÂ
 
- MAHBUB(< HUBB): MUHABBET OLUNMUŞ, SEVİLMİŞ, SEVİLEN, SEVGİLİ
 
- MAHFİL: MAKSÛRE'DEN DAHA YÜKSEK OLAN YER | BÜYÜK CAMİLERDE HÜKÜMDARLARA YA DA MÜEZZİNLERE AYRILMIŞ ETRAFI PARMAKLIKLA ÇEVRİLMİŞ OLAN YER | OTURULACAK, GÖRÜŞÜLECEK YER, TOPLANTI YERİ
 
- MAHFÛZ(< HIFZ): SAKLANMIŞ | KORUNMUŞ, GÖZETİLMİŞ | GİZLENMİŞ | EZBERLENMİŞ
 
- MAHLAS(< HULÛS): HALÂS OLUNACAK, KURTULACAK YER | BİR KİMSENİN İKİNCİ ADI, TAKMA AD
 
- MAHLÛK(< HALK): HALK OLUNMUŞ, YARATILMIŞ | YARATIK
 
- MAHVİYYET: ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK, TEVÂZU
 
- MAHZ: HÂLİS, KATIKSIZ, TAM
 
- MAK'ÂD(< KUÛD): OTURULACAK YER, MİNDER | OTURAK YERİ, GERİ, KIÇ
 
- MAK'AD-İ SIDK: TAKVÂ SAHİPLERİNİN CENNETTEKİ MAKAMI
 
- MAKSÛRE(< KASR): KASROLUNMUŞ, KISALTILMIŞ | ALIKONULMUŞ | BİR ŞEYE AYRILMIŞ | BAZI ARAPÇA SÖZCÜKLERİN SONUNDA BULUNAN "Y" ŞEKLİNDE YAZILAN ELİF HARFİ
 
- MAKSÛRE(< KUÛD): CAMİLERDE ETRAFI PARMAKLIKLI YÜKSEK YER
 
- MÂ-LÂ-YA'Nİ: ANLAMSIZ, YARARSIZ, BOŞ (ŞEYLER), GEREKSİZ SÖZ (ing. WASTE)
 
- Mâlik: YEDİ CEHENNEM'İN HÂKİMİ VE KAPICISI OLAN MELEK, ZEBÂNİLERİ İDÂRE EDEN MELEK
 
- mâlik(< MÜLK): SAHİP, BİR ŞEYE SAHİP, BİR ŞEYİ OLAN
 
- MA'LÛM(< İLM): BİLİNEN, BELLİ (ç. MA'LÛMAT)
 
- MA'LÛMÂT(< MA'LÛM): BİLİNEN ŞEYLER | BİLİŞ | BİLGİ
 
- MA'MÛR(< UMRÂN): BAYINDIR, ŞENLİKLİ | GÜZEL, BAKIMLI
 
- MÂNEVİYAT: ANLAM-DEĞER
 
- MANSIB(< NASB): DEVLET HİZMETİ, MEMURİYET | MAKAM, RÜTBE, DERECE, ORUN
 
- MA'RİFET(< MAÂRİF): BİLME, BİLİŞ | HERKESİN YAPAMADIĞI USTALIK, USTALIKLA YAPILMIŞ OLAN ŞEY
 
- MA-SİVÂ: ALLAH DIŞINDAKİ HERŞEY | DÜNYA İLE İLGİLİ OLAN ŞEYLER (ing. CHITCHAT)
 
- MASLAHAT(< SULH): İŞ, EMİR, HUSUS, MADDE, KEYFİYET | ÖNEMLİ İŞ | BARIŞ, DİRLİK, DÜZENLİK
 
- MAŞRAPA(< MEŞÂRİB)(aslı MİŞREBE): SU KABI (bkz. MEŞREB, MEŞREBE)
 
- MAŞRIK(< ŞARK): DOĞU, GÜNEŞİN DOĞDUĞU TARAF
 
- MA'ŞÛK(A)(< IŞK): SEVİLEN, SEVİLMİŞ
 
- MATHAF: KÂBE ALANI
 
- MATHARE: GUSÜLHÂNE, İÇİNDE YIKANILIP TEMİZLENİLECEK YER | SU KABI, MATARA
 
- MATLA'(< TULÛ): DOĞACAK YER | İÇ VE DIŞ ANLAMLARIN BİRLEŞTİĞİ NOKTA, KUR'AN-I KERÎM'İ OKUYAN BİR ERMİŞ KİMSEYE ALLAH'IN TECELLİ ETMESİ
 
- MATLUB(< TALEB): İSTENİLEN, ARANILAN ŞEY | ALACAK
 
- MÂYE: MAYA, ASIL VE GEREKLİ MADDE | ASIL, ESAS | PARA, MAL | İKTİDAR, GÜÇ | BİLGİ | DİŞİ DEVE
 
- MAZHAR(< ZUHÛR): BİR ŞEYİN GÖRÜNDÜĞÜ ÇIKTIĞI YER | NAİL OLMA, ŞEREFLENME | BAZI TEKKELERDE OTURARAK UYUNURKEN DAYANILAN KISA DEĞNEK | BİR ÇEŞİT TEF
 
- MAZHARİYYET: ELDE ETME, NÂİL OLMA
 
- MAZRÛF(< ZARF): ZARFLANMIŞ, ZARFA KONMUŞ | KALIPLI, KILIFLI | ZARFLI KÂĞIT
 
- MEÂD: DÖNÜP GİDİLECEK YER, ÂHİRET, AMAÇ, ULAŞILACAK YER
 
- MEÂŞ: MAÎŞET, HAYVANA ÖZEL OLAN YAŞAM
 
- MEBDE': BAŞLANGIÇ, PRENSİP, İLK UNSUR, İLMİN İLK KISMI | BİR SÂLİK'İN ALLAH'IN GERÇEĞİNE ERİŞMEK İÇİN HAREKET ETTİĞİ BAŞLANGIÇ NOKTASI
 
- MEBHÛT(< BEHT): HAYRETTE KALMIŞ, ŞAŞMIŞ
 
- MECÂL: GÜÇ, KUVVET, TÂKAT | FIRSAT, OLANAK
 
- MECCÂN(EN): BEDÂVA, PARASIZ, ÜCRETSİZ OLARAK
 
- MECHÛL(< CEHL): BİLİNMEYEN
 
- MECLÂ(< CİLÂ): ÇIKMA YERİ, GÖRÜNME YERİ, TECELLİ MEKÂNI | AYNA
 
- MECMA'-ÜL-BAHREYN: İKİ DENİZİN KAVUŞTUĞU NOKTA | KABE KAVSEYN MERTEBESİ
 
- MEC'ÛL: MEYDANA ÇIKARILMIŞ, YAPILMIŞ OLAN
 
- MECZÛB(< CEZB): KAPILMIŞ, ÇEKİLMİŞ | ALLAH SEVGİSİNDEN DOLAYI CEZBEYE TUTULARAK KENDİNDNE GEÇMİŞ OLAN | DELİ, DÎVÂNE, MECNÛN
 
- MEDED: YARDIM, İMDAT | AMAN, EYVAH! (bkz. NUSRET)
 
- MEDH: ÖVME, BİRİNİN İYİ ŞEYLERİNİ SÖYLEME
 
- MEFHAR(< FAHR): ÖVÜNME, FAHİRLENME | ÖVÜNMEYE NEDEN OLAN, ÖVÜNMEYİ GEREKTİREN
 
- MEFHÛM(< FEHM): ANLAŞILMIŞ | SÖZDEN ÇIKARILAN ANLAM | KAVRAM
 
- MEFKÛRE(< FİKR): ÜLKÜ
 
- MEFTÛH(< FETH): AÇILMIŞ, AÇIK, FETHEDİLMİŞ | ELE GEÇİRİLMİŞ
 
- MEFTÛN(< FİTNE): FİTNEYE DÜŞMÜŞ, SİHİRLENMİŞ | GÖNÜL VERMİŞ, TUTKUN, VURGUN | HAYRAN OLMUŞ, ŞAŞMIŞ
 
- MEHÂBET(< HEYBET): AZAMET, ULULUK, KORKUNÇLUK; BÜYÜK GÖRÜNME
 
- MEHDÎ(< HEDY): HİDÂYETE EREN/ERDİREN, DOĞRU YOLU TUTAN
 
- MEKKE: HİCAZ'DA HZ. MUHAMMED'İN DOĞDUĞU VE KÂBE'NİN BULUNDUĞU ŞEHİR
 
- MEKÎN(< MEKÂN): OTURAN, YERLEŞEN | VAKARLI, TEMKİNLİ | SAĞLAM OTURAKLI KARARGÂH
 
- MEKR: HAKİKATE GÖTÜRMEK İÇİN YAPILAN "HİLE"
 
- MELÂİKE-İ KERUBİYUN: MELEKLERİN EN BÜYÜKLERİ
 
- MELÂMET(< LEVM): AYIPLAMA, KINAMA | AZARLAMA, ÇIKIŞMA
 
- MELÂMETİYYE: ZİKİR, FİKİR, ÖZEL GİYİNİŞ, TEKKE GİBİ ÂDETLERİ, TÖRENLERİ KABUL ETMEYEN BİR TARÎKAT
 
- MELCE'(< MELÂCİ'): İLTİCÂ EDİLECEK, SIĞINILACAK YER | HÂMÎ
 
- MELEKE: TEKRARLAYA TEKRARLAYA MEYDANA GELEN ALIŞIKLIK, YATKINLIK, YORDAM | YETİ
 
- MELEVÂN: GECE İLE GÜNDÜZ
 
- ME'LÛF(< ÜLFET): ÜLFET EDİNİLMİŞ, ALIŞILMIŞ, ALIŞMIŞ | HUY EDİLMİŞ, HUY
 
- MEMÂT: ÖLÜM
 
- MEMDÛH(< MEDH): ÖVÜLMÜŞ, ÖVÜLECEK, MEDHOLUNMUŞ
 
- MEMNÛ(< MEN): YASAK EDİLMİŞ, YASAK
 
- MENÂM(< NEVM): UYUNACAK YER, YATAK ODASI | UYKU | RÜYA | DÜŞ
 
- MENBA'(< NEBEÂN): KAYNAĞIN GÖRÜNMEYEN KISMI, KAYNAK | PINAR (NEBEÂN: KAYNAMA)
 
- MENGÛŞ: BEKTAŞİYYE'DE MÜCERRED BABALARIN KULAĞINA TAKTIĞI KÜPE
 
- MENNÂN: ALLAH | ÇOK İHSAN EDEN, VEREN
 
- MENSÛB(< NİSBET): BİR TARÎK'E, BİR ŞEYHE İNTİSÂB EDEN
 
- MENŞE'(< NEŞ'ET): BİR ŞEYİN ÇIKTIĞI YER, ESAS, KÖK, KÖKEN | YETİŞİLEN YER, BİTİRİLEN OKUL
 
- MENŞÛR(< NEŞR): NEŞREDİLMİŞ, AÇILMIŞ, YAYILMIŞ, DAĞITILMIŞ | PRİZMA
 
- MENZİL(< NÜZÛL): YOLLARDAKİ KONAK YERİ | EV | BİR GÜNLÜK YOL, KONAK | MESÂFE
 
- MERÂTİB(< MERTEBE): RÜTBELER, DERECELER
 
- MERBÛT(< RABT): RAPTOLUNMUŞ, BAĞLANMIŞ, BAĞLI | ULAŞMIŞ, BİTİŞMİŞ, BİTİŞİK | İLİŞTİRİLMİŞ, EKLENMİŞ, ...YA BAĞLI
 
- MERCİ'(< RÜCÛ): DÖNÜLECEK YER | BAŞVURULACAK YER, KİMSE
 
- MERD: ÖZÜ, SÖZÜ DOĞRU, YİĞİT
 
- MERDÛD(< REDD): REDDEDİLMİŞ, KOVULMUŞ | GERİ DÖNDÜRÜLMÜŞ, ÇEVRİLMİŞ
 
- MERGUB(< RAĞBET): RAĞBET EDİLMİŞ, BEĞENİLMİŞ, HERKESCE SEVİLİP ARANILMIŞ | İSTENİLEN, SEVİLEN
 
- MERHALE(< RİHLET): MENZİL, KONAK, AŞAMA | İKİ MENZİL, KONAK ARASI | BİR GÜNLÜK YOL
 
- MERHAMET(< RAHM): ŞEFKAT GÖSTERME, ACIMA | BİRİNİ ESİRGEME
 
- MERHÛB: ARSLAN | KORKUNÇ ŞEY
 
- MERSİYE: AĞIT, BİRİNİN ÖLÜMÜ ÜZERİNE DUYULAN TEESSÜRÜ ANLATMAK İÇİN YAZILAN MANZÛME
 
- MESÂBE: DERECE, RÜTBE | KADAR | KONUM, DURUM
 
- MESCÛD: SECDE EDİLEN | ALLAH
 
- MESEL: ÖRNEK, BENZER, NÜMÛNE | DOKUNAKLI VE ANLAMLI SÖZ | TERBİYE VE AHLÂKA YARARLI OLAN ÖYKÜ
 
- MESERRET(< SÜRÛR): SEVİNÇ, ŞENLİK
 
- MESKÛKÂT(< MESKÛK): SİKKE HALİNE GETİRİLMİŞ MADENİ PARALAR, AKÇELER
 
- MESRÛR(< SÜRÛR): SEVİNMİŞ, NEŞELİ, MEMNUN, ARZUSUNA KAVUŞMUŞ
 
- MEST(< MESTÂN): SARHOŞ
 
- MESTÛR(< SATR): SATIRLANMIŞ, YAZILMIŞ, ÇİZİLMİŞ, DÜZGÜN YAZILMIŞ
 
- MEŞÂİYUN: AKLI KILAVUZ SAYANLAR
 
- MEŞAKKAT: ZAHMET, SIKINTI, GÜÇLÜK, ZORLUK
 
- MEŞÂYİH(< ŞEYH): ŞEYHLER
 
- MEŞGALE: İŞ, İŞ GÜÇ, UĞRAŞILAN İŞ
 
- MEŞK: TÂLİM, ALIŞTIRMA, ÇALIŞMA, ÖĞRENİM | YAZI ÖRNEĞİ, YAZI NÜMÛNESİ
 
- MEŞREB: İÇECEK YER | YARADILIŞ, DOĞA, MİZÂÇ | HUY, AHLÂK | İLÂHİ SUYU TUTACAK KAP
 
- MEŞVERET: DANIŞMA, MÜŞÂVERE, MÜŞÂVEREDE BULUNMA, BİR İŞ ÜZERİNDE KONUŞMA (ing./fr. CONSULTATION)
 
- METÂNET: METİNLİK, SAĞLAMLIK, MUHKEMLİK | KUVVETLİ OLMA, DAYANIKLILIK
 
- ME'VÂ: YURT, MESKEN, YER, MAKAM, SIĞINACAK YER
 
- MEVLİD(< VELÂDET): İNSANIN DOĞDUĞU YER | DOĞMA, DÜNYAYA GELME | DOĞULAN ZAMAN | HZ. MUHAMMED'İN DOĞUMUNU ANLATAN MANZUM ESER
 
- MEVLÛD(< VELÂDET): YENİ DOĞMUŞ (ÇOCUK)
 
- MEVT: ÖLÜM | BENLİĞİ ÖLDÜRME
 
- MEVTÂ(< MEYT ve MEYYİT): ÖLÜLER, ÖLMÜŞLER
 
- MEVTA': AYAĞIN BASTIĞI YER
 
- MEVZÛ'(< VAZ): VAZ'OLUNMUŞ, KONULMUŞ | KONU | İŞLEMEKTE OLAN, GEÇER OLAN | DOĞRU OLMAYAN, UYDURMA, SONRADAN DÜZME
 
- ME'YÛS(< YE'S): ÜMİTSİZ
 
- MEYHÂNE: DERGÂH
 
- MEYDAN: GENİŞ, AÇIK, DÜZ YER | ÂLEM | SEMÂHÂNE | KÂİNÂT
 
- MEYL: GÖNÜL AKIŞI, SEVME
 
- MEYL-İ ZÂTÎ: MÂNÂ'NIN MADDE ŞEKLİNDE MEYDANA ÇIKMAK İSTEMESİ
 
- MEYMENET(< YÜMN): BEREKET, SAÂDET, MUTLULUK, UĞURLULUK
 
- MEYYÂL(< MEYL): EĞİLEN | ÇOK İSTEKLİ, DÜŞKÜN
 
- MEYYİT(< MEVT): ÖLMÜŞ | HAREKETSİZ | ÇOK ZAYIF KİMSE
 
- MEZMÛM: YERİLMİŞ | BEĞENİLMEMİŞ | AYIP
 
- MEZMÛR: KAVALLA SÖYLENEN İLÂHİ | HZ. DÂVUD'A İNEN ZEBUR'UN SÛRELERİNDEN HER BİRİ
 
- MİFTÂH: ANAHTAR
 
- MİHMÂN: KONUK, MİSÂFİR
 
- MİHMÂN-DÂR: KONUK, MİSÂFİR AĞIRLAYAN KİMSE
 
- MİHNET: ZAHMET, EZİYET | GAM, KEDER, SIKINTI, DERT | BELÂ, MUSİBET
 
- MİNBER: CÂMİLERDE HATÎBİN ÇIKIP HUTBE OKUDUĞU MERDİVENLİ KÜRSÜ
 
- MİNHÂC: AÇIK, GENİŞ YOL
 
- MİNNET: BİR İYİLİĞE, BİR İYİLİK YAPANA YÖNELİK KENDİNİ BORÇLU GÖRME | GÖRÜLEN İYİLİĞE YÖNELİK TEŞEKKÜRDE BULUNMA
 
- MİN-TARAF-İLLÂH: ALLAH CÂNİBİNDEN
 
- Mİ'RÂC: MERDİVEN | GÖĞE ÇIKMA | HZ. MUHAMMED'İN ALLAH TEÂLÂ İLE GÖRÜŞMESİ
 
- MİR'ÂT: AYNA | MEŞHUR BİR ÇEŞİT LÂLE
 
- MİR'AT-I HAKÎKÎYE: HAKİKAT AYNASI
 
- MİSÂFİR(< SEFER): bkz. MÜSÂFİR(aslı!)
 
- MİSAFİR-İ GAYBİ: ZAMAN ZAMAN İNSANIN AKLINA GELEN KÖTÜ DÜŞÜNCELER (GELİP GEÇİCİDİR!)
 
- MÎSÂK(< VÜSÛK): SÖZLEŞME, ANDLAŞMA, YEMİN
 
- MİSÂL: ÖRNEK | MASAL | RÜYÂ, DÜŞ | BENZER, ANDIRIR
 
- MİSBÂH: KANDİL, ÇERAĞ, SABAH GİBİ LATİF, AYDINLIK
 
- MİSL: BENZER, KAT | MİKTAR | ÖN, YAN, HUZUR | TEKRARLANAN BİR SAYININ TOPLAMI
 
- MİSK: ASYA'NIN YÜKSEK DAĞLARINDA YAŞAYAN BİR CİNS CEYLÂNIN ERKEĞİNİN KARIN DERİSİ ALTINDAKİ BİR BEZDEN ÇIKARILAN GÜZEL KOKULU MADDE
 
- MİSK Ü AMBER: MİS KOKULARI
 
- MÎZÂN(< VEZN): TERÂZİ, ÖLÇÜ ÂLETİ, TARTI, ÖLÇEK | ADALET, EŞİTLİK DUYGUSU | AKIL, İDRAK | ŞERİAT
 
- MOLLA(< MEVLÂNÂ): BÜYÜK KADI, BÜYÜK ÂLİM | MEDRESE TALEBESİ
 
- MUABBİR(< İBÂRET): RÜYÂ TÂBİR EDEN
 
- MUÂHEZE(< AHZ): AZARLAMA, PAYLAMA, ÇIKIŞMA, DARILMA | TENKÎD
 
- MUALLÂ(< ULÜVV): YÜCE, YÜKSEK | MAKAMI, RÜTBESİ YÜKSEK | BİR YAZI STİLİ
 
- MUALLÂK(< ALÂKA): TA'LÎK EDİLMİŞ, ASILMIŞ, ASILI | HAVADA, BOŞTA DURAN | SÜRÜNCEMEDE KALMIŞ (İŞ) | BAĞLI | KESİN OLMAYAN
 
- MUALLEL(< İLLET): TA'LİL EDİLMİŞ, SAKAT, EKSİK
 
- MUALLİM(< İLM): TÂLİM EDEN, ÖĞRETEN, ÖĞRETMEN, HOCA
 
- MUAMMER(< ÖMR): ÖMÜR SÜREN, YAŞAYAN, YAŞAMIŞ
 
- MUAMMERİYET: CANLILIK
 
- MUÂNAKA(< UNK): BİRBİRİNİN BOYNUNA SARILMA, SARMAŞMA, KUCAKLAŞMA
 
- MUÂVENET(< AVN): YARDIM, YARDIM ETME, YARDIMCILIK
 
- MUÂYEDE: BAYRAMLAŞMA
 
- MUAYYEN(< AYN): TÂYİN EDİLMİŞ, BELLİ | BELİRLİ | KARARLAŞTIRILAN
 
- MUAZZAM(< AZM): KOCAMAN, KOCA | ULU, KOSKOCA | ÖNEMLİ, AĞIR
 
- MU'CİZE(< ACZ): ACİZ BIRAKAN, TANSI, TANSUK, ALLAH'IN EMRİYLE PEYGAMBERLER TARAFINDAN YAPILAN VE HALKI HAYRETTE BIRAKAN HÂRİKULÂDE İŞLER, HAREKETLER, HALLER
 
- MUGALEBE(< GALEBE): GALEBE ÇALMAYA, ÜSTÜN GELMEYE UĞRAŞMA | GALİP, ÜSTÜN
 
- MUGAYYEBÂT(< GAYB): GİZLİ, GÖRÜNMEZ ŞEYLER (LEDÜNNİYYÂT). LOKMAN SURESİNDE: KIYAMETİN KOPACAĞI ZAMAN, YAĞMURUN YAĞACAĞI ZAMAN | ANA KARNINDA OLANLAR | ERTESİ GÜN BAŞA NE GELECEĞİ | İNSANIN NEREDE ÖLECEĞİ
 
- MUHÂCİR(< HİCRET): GÖÇMEN, GÖÇ EDEN | BİR ÜLKEDEN KALKIP, BİR BAŞKA ÜLKEDE YERLEŞEN
 
- MUHABBET: (bkz. MAHABBET)
 
- MUHÂFAZA(< HIFZ): SAKLAMA, KORUMA, KAYIRMA
 
- MUHÂL: OLANAKSIZ, OLMAZ, OLMAYACAK
 
- MUHARRİK(< HAREKET): TAHRÎK EDEN, HAREKETE GEÇİREN, OYNATAN | KIŞKIRTAN, AYARTAN, DÜRTEN
 
- MUHÂSARA(< HASR): KUŞATMA, ETRAFINI ÇEVİRME
 
- MUHÂTARA(< HATAR): TEHLİKE | ZARAR, ZİYAN, KORKU
 
- MUHAVERE: İKİ KİŞİNİN KARŞILIKLI KONUŞMASI
 
- MUHAVVİL(< HAVL): TAHVÎL EDEN, DEĞİŞTİREN, BAŞKA ŞEKLE SOKAN
 
- MUHDESÂT, MUHDESÛN(< MUHDES): İHDÂS EDİLMİŞ, SONRADAN MEYDANA GELMİŞ, ESKİDEN OLMAYAN, YENİ ŞEYLER, MODERN
 
- MUHİBB(< HUBB): SEVEN, SEVGİ BESLEYEN, DOST
 
- MUHİBBÂN(< MUHİBB): BİR TARÎKATIN, TARÎKATTAN OLMADIKLARI HALDE TARAFLISI OLANLAR
 
- MUHÎT(< HAVT): İHÂTA EDEN, ETRAFINI ÇEVİREN, KUŞATAN | ÇEVRE | ALLAH'IN ADLARINDAN
 
- MUHLİS(< HULÛS): HÂLİS, KATKISIZ | DOSTLUĞU, SAMÎMİLİĞİ VE HÂLİ İÇTEN, GÖNÜLDEN OLAN
 
- MUHLİS: SAÇ VE SAKALINA KIR DÜŞMÜŞ KİMSE
 
- MUHTÂR(< HAYR): İHTİYÂR EDEN, SEÇİLMİŞ, SEÇKİN | HAREKETİNDE SERBEST OLAN | KÖY YA DA MAHALLE İŞLERİNE BAKMAK ÜZERE HALKIN SEÇTİĞİ KİMSE
 
- MUHTASAR(< HASR): KISALTILMIŞ, KISALTMA, KISA
 
- MUHTEREM(< HÜRMET): SAYGIDEĞER, SAYIN, İHTİRÂM OLUNMUŞ
 
- MUHYÎ(< HAYÂT): İHYÂ EDEN, DİRİLTEN, CANLANDIRAN, HAYAT VEREN
 
- MUHYİDDİN: DİNİ İHYÂ ETMEK/CANLANDIRMAK
 
- MUKABELE: KARŞILIK VERME, KARŞILAMA | KARŞI GELME | BİRBİRİYLE KARŞILAŞTIRMA, KARŞILIKLI YAPILAN OKUMA | CÂMİLERDE HALKA KUR'AN OKUMA | MEVLEVÎ ÂYİNLERİNDE TARÎKAT MENSUPLARININ CEZBE HALİYLE AYAKTA DÖNMESİ
 
- MUKABİL: KARŞI KARŞIYA GELEN, BİR ŞEYİN KARŞISINDA BULUNAN | BİR ŞEYE KARŞI, BİR ŞEYE KARŞILIK YAPILAN | KARŞILIK | KARŞILIĞINDA
 
- MUKADDER(< KADER): TAKDÎR OLUNMUŞ, DEĞERİ BİÇİLMİŞ | KADRİ, DEĞERİ BİLİNMİŞ, BEĞENİLMİŞ | YAZILI, ALINDA YAZILI | KADER
 
- MUKADDERÂT: ALIN YAZISI
 
- MUKADDES(< KUDS): TAKDÎS EDİLMİŞ, MÜBÂREK, KUTSAL, TEMİZ
 
- MUKARREB(< KURB): TAKRÎB EDİLMİŞ, YAKLAŞMIŞ, YAKIN
 
- MUKARRİN(< KARN): BİRLİKTE BULUNDURAN, TAKRÎN EDEN
 
- MUKAYYED(< KAYD): KAYITLI, BAĞLI, BAĞLANMIŞ | BİR İŞE ÖNEM VEREN | KAYDOLUNMUŞ, DEFTERE GEÇMİŞ
 
- MUKTEDİR(< KUDRET): GÜCÜ YETEN, BECEREBİLEN
 
- MÛNİS(< ÜNS): ÜNSİYETLİ, ALIŞILAN, ALIŞILMIŞ, YADIRGANMAZ | CANA YAKIN, SEVİMLİ | İNSANDAN KAÇMAYAN
 
- MURÂD(< REVD): ARZU, İSTEK, DİLEK | MAKSAT, MERAM
 
- MURAHHAS(< RUHSAT): RUHSATLI, İZİNLİ | DELEGE
 
- MURÂKABE(< RAKB): BAKMA, GÖZETME, GÖZ ALTINDA BULUNDURMA | KENDİ İÇ ÂLEMİNE BAKMA, KENDİNİ HESABA ÇEKME, DALIP KENDİNDEN GEÇME
 
- MURÂKIB: ALLAH'A BAĞLANMIŞ
 
- MURTAZÂ(< RIZÂ): BEĞENİLMİŞ, SEÇİLMİŞ | HZ. ALİ'NİN LÂKABI
 
- MUSAFFÂ(< SAFVET): TASFİYE EDİLMİŞ, SÜZÜLMÜŞ, ARINMIŞ
 
- MUSÎB(< SEVAB): İSÂBET EDEN, RASTGELEN, YANILMAYAN
 
- MUSTAFÂ(< SAFVET): ISTIFÂ EDİLMİŞ | TERTEMİZ, TASFİYE OLUNMUŞ | HZ. MUHAMMED'İN ADLARINDAN
 
- MUTAHHAR(< TAHÂRET): TEMİZLENMİŞ, TEMİZ | MÜBÂREK
 
- MUTASAVVER(< SÛRET): TASAVVUR EDİLMİŞ, TASARLANMIŞ, DÜŞÜNÜLMÜŞ | AKLA GELEBİLİR, OLABİLİR
 
- MUTASAVVİF(< SOF): SÔFÎ OLAN | TASAVVUFLA UĞRAŞAN | İLÂHİYATTA UĞRAŞAN VE BUNU YAYMAYA ÇALIŞAN
 
- MUTÂVAAT(< TAV): BAŞEĞME, İTÂAT ETME
 
- MUTAVASSIT(< VASAT): VÂSITA OLAN, ARACILIK EDEN, ARACI | ORTA, ORTALAMA
 
- MU'TAZIB: BİRBİRİNE YARDIM EDEN
 
- MU'TEDİL(< ADL): NE AZ, NE ÇOK, ORTA HALDE BULUNAN | YAVAŞ, MÜLÂYİM, SERT OLMAYAN, İŞİ PEK İLERİYE GÖTÜRMEMİŞ OLAN | MÜNÂSİP, UYGUN, BİÇİMLİ | ILIMAN | NÖTR
 
- MUTÎ(< TÂAT): İTAAT EDEN, BOYUN EĞEN | BAĞLI | RAHAT
 
- MUTLAK(< TALÂK): ITLAK OLUNMUŞ, SALIVERİLMİŞ, BAŞIBOŞ BIRAKILMIŞ | KAYITSIZ, ŞARTSIZ | YALNIZ, TEK, ŞART | HERHANGİ BİRŞEYE İLİŞİK OLMAYAN
 
- MUTMAİN(< TAM'AN): GÖNLÜ KANMIŞ, İÇİ RAHAT, ŞÜPHESİ OLMAYAN KİMSE
 
- MUTTALİ'(< TULÛ): ÖĞRENMİŞ, HABER ALMIŞ, BİLGİLİ, HABERDAR
 
- MUTTASIF(< VASF): VASIFLANAN, KENDİSİNDE BİR HAL, BİR SIFAT, BİR VASIF BULUNAN, İTTİSÂF EDEN
 
- MUTTASIL(< VASL): ULAŞAN, KAVUŞAN, BİTİŞEN, İTTİSÂL EDEN | ARALIKSIZ, HİÇ DURMADAN, BİTEVİYE
 
- MUVÂCEHE(< VECH): YÜZLEŞME, YÜZ YÜZE GELME | KARŞI, ÖN
 
- MUVAFFAK: ALLAH'IN YARDIMINA ULAŞMIŞ | BAŞARAN, BECEREN
 
- MUVAFFAKIYYET(< VEFK): ALLAH'IN YARDIMIYLA BAŞARI GÖSTERME | ELE GEÇİRME, BAŞARMA
 
- MUVAFFIK: BAŞARI KAZANDIRAN ALLAH
 
- MUVÂFIK(< VEFK): UYGUN, YERİNDE
 
- MUVAHHİD(< VAHDET): TEVHİD EDEN, ALLAH'IN BİRLİĞİNİ İKRAR
 
- MUVAKKAT(< VAKT): BELLİ BİR ZAMANA ÖZEL, SÜREKSİZ, GEÇİCİ | EĞRETİ
 
- MUVÂZENE(< VEZN): DENK OLMA, KARŞILIKLI İKİ ŞEYİN UYGUNLUĞU | KIYAS, ÖLÇÜ | DENGE
 
- MUZAFFER(< ZAFER): ZAFER, ÜSTÜNLÜK KAZANMIŞ, ÜSTÜN
 
- MUZMAHİLL: ÇÖKMÜŞ, ÇÖKÜNTÜYE UĞRAMIŞ, DARMADAĞIN OLMUŞ, YOK OLMUŞ
 
- MÜBÂREK(< BEREKET): BEREKETLİ, FEYİZLİ | UĞURLU, HAYIRLI, MUTLU, KUTLU
 
- MÜBAYENET: BİR ŞEYİN KENDİNDEN BAŞKA BİR ŞEY OLMAMASI
 
- MÜBEŞŞER(< BEŞÂRET): TEBŞÎR OLUNMUŞ, KENDİSİNE MÜJDE VERİLMİŞ
 
- MÜBEZZİR(< BEZR): TOHUM EKECEK ÂLET
 
- MÜBEZZİR: TEBZÎR EDEN, GEREKSİZ, YERSİZ HARCAYAN, İSRÂF EDEN
 
- MÜBÎN(< BEYN ve BEYÂN): HAYRI, ŞERRİ, İYİYİ VE KÖTÜYÜ AYIRAN | AÇIK, BESBELLİ
 
- MÜCÂHEDE(< CEHD): UĞRAŞMA | NEFSİ YENMEYE YÖNELİK OLAN ÇALIŞMA
 
- MÜCÂZÂT(< CEZÂ): KARŞILIK | BİR SUÇA KARŞI CEZÂ ÇEKTİRME
 
- MÜCEDDİD(< CEDÎD): YENİLEYEN, YENİLEYİCİ, YENİ BİR ŞEKİL VE SÛRET VEREN | DÎNE YENİ BİR VECHE VEREN ZAT
 
- MÜCEHHEZ(< CİHAZ): TECHİZ OLUNMUŞ, DONANMMIŞ, DONATILMIŞ, HAZIRLANMIŞ
 
- MÜCERRED(< CERED): TECRÎD EDİLMİŞ, SOYULMUŞ, ÇIPLAK | TEK, YALNIZ | KARIŞIK VE KATIŞIK OLMAYAN | YALIN, SOYUT | KENDİ KENDİNE, BEKÂR, YALNIZ YAŞAYAN
 
- MÜCTEBÂ(< CEBY): SEÇİLMİŞ, SEÇKİN
 
- MÜCTEHİD(< CEHD): GÜCÜ YETTİĞİ KADAR ÇALIŞAN, ÇALIŞKAN | ALLAH'IN EMRİYLE ÇALIŞAN
 
- MÜDÂM(< DEVÂM): DEVÂM EDEN, SÜREN, SÜREKLİ | ARASI KESİLMEYEN
 
- MÜDÂRÂ[T](< DERY): YÜZE GÜLME, DOST GİBİ GÖRÜNME
 
- MÜDÂVİM(< DEVÂM): DEVÂM EDEN, BİR İŞE ARALIKSIZ, ÇALIŞAN | BİR YERE DEVAMLI OLARAK GİDİP GELEN
 
- MÜEKKELÂT: HÜSAMEDDİN, NECMEDDİN, BEDREDDİN, ŞEMSEDDİN, NUREDDİN, CEMÂLEDDİN, KEMÂLEDDİN
 
- MÜELLİF(< ÜLFET): TE'LÎF EDEN, KİTAP YAZAN, ESER SAHİBİ
 
- MÜESSİS(< ESÂS): KURAN, TEMEL ATAN | KURAN, KURUCU
 
- MÜEZZİN(< EZAN): EZAN OKUYAN, KULAĞA HİTAP EDEN, ÇAĞIRAN
 
- MÜFETTİH(< FETH): FETH EDEN, AÇAN, AÇICI
 
- MÜFLİH(< FELÂH): FELÂH BULAN, HİDÂYETE ERDİRİLEN, SELÂMETE ÇIKAN
 
- MÜHEYYÂ(< HEY'ET): HAZIR, HAZIRLANMIŞ (ÂMÂDE)
 
- MÜKÂFÂT(< KİFÂYET): BERÂBERLİK | BİR HİZMET VE İYİLİĞE KARŞI EDİLEN İYİLİK | ÇALIŞKAN TALEBEYE HOCASININ VERDİĞİ TAKDİR
 
- MÜKÂŞEFE(< KEŞF): HAKİKAT EHLİNE ALLAH SIRLARININ GÖRÜNMESİ, TEVHİD DELİLLERİYLE HALKDA HAKK'I GÖRMEK | MEYDANA ÇIKARMA
 
- MÜKELLEF: BİR ŞEYİ YAPMAYA MECBUR OLAN, VAZİFELİ, MUVAZZAF | BİR ŞEYİ ÖDEMEYE MECBUR OLAN | MÜKEMMEL HAZIRLANMIŞ, KÜLFETLE SÜSLENMİŞ OLAN (TEKLİF)
 
- MÜKEVVEN(< KEVN): TEKVÎN EDİLMİŞ, YAPILMIŞ, MEYDANA GETİRİLMİŞ, YARATILMIŞ
 
- MÜKEVVENÂT(< MÜKEVVEN): YARATILMIŞLAR
 
- MÜLÂHAZA(< LÂHZ): DİKKATLE BAKMA | İYİCE DÜŞÜNME | DÜŞÜNCE
 
- MÜLÂKÎ(< LİKA): BULUŞAN, KAVUŞAN | GÖRÜŞEN
 
- MÜLEVVEN(< LEVN): RENGARENK, TÜRLÜ TÜRLÜ, HERCAİ | BOYALI, BOYANMIŞ
 
- MÜLEVVES(< LEVS): TELVÎS EDİLMİŞ, KİRLİ, PİS | İNTİZAMSIZ, KARIŞIK
 
- MÜ'MİN(< EMN): ÎMÂN ETMİŞ | KINAYAN KINAYANINDAN KORKMAYAN
 
- MÜMÂRESE(< MERES): ALIŞMA, ALIŞIKLIK, YATKINLIK, EL YATKINLIĞI
 
- MÜNÂCÂT(< NECV): ALLAH'A DUA ETME, YALVARMA
 
- MÜNÂDÎ(< NİDÂ): NİDÂ EDEN | MÜEZZİN
 
- MÜNÂFESE(< NEFS): BAŞKASINDA GÖRDÜĞÜ KEMÂLE İMRENİP, ONA YETİŞMEK İÇİN ÇALIŞMAK (HASED değil!)
 
- MÜNÂFIK(< NİFÂK): İKİYÜZLÜLÜK EDEN, İKİ YÜZLÜ
 
- MÜNÂSEBET(< NİSBET): UYGUNLUK | İLİŞİK | İLGİ, YAKINLIK, BAĞ | YANAŞMA, VESÎLE
 
- MÜNÂSİB(< NİSBET): UYGUN, YERİNDE | YAKIŞIK, YARAŞIK
 
- MÜNÂVEBE(< NEVBET): NÖBETLEŞME, NÖBETLE İŞ GÖRME
 
- MÜNCERR(< CERR): BİR TARAFA ÇEKİLİP SÜRÜKLENEN, SÜRÜLEN, KAYIP BİR TARAFA GİDEN | VARIP SONA EREN | NETİCELENEN
 
- MÜNCÎ(< NECÂT): KURTARAN
 
- MÜNEVVER(< NÛR): NURLANDIRILMIŞ, PARLATILMIŞ, AYDINLATILMIŞ, IŞIKLI | AYDIN (KİMSE)
 
- MÜNÎR(< NÛR): NURLANDIRAN, IŞIK VEREN, PARLAK
 
- MÜNKEŞİF(< KEŞF): AÇILAN, AÇILMIŞ, MEYDANA ÇIKMIŞ | AÇIK, GÖRÜNEN | KEŞFOLUNMUŞ, YENİ BULUNMUŞ
 
- MÜNKİR(< NEKR): İNKÂR EDEN, KABUL ETMEYEN
 
- MÜNSİF: İNSAFLI
 
- MÜNTEŞİR(< NEŞR): YAYILMIŞ, AÇILMIŞ | DAĞINIK | DUYULMUŞ, ETRAFA YAYILMIŞ | BASILMIŞ VE YAYILMIŞ
 
- MÜNTEVÎ(< NEV): BİR ŞEY YAPMAYA NİYETLENEN
 
- MÜNZEVÎ(< ZUVVİYY ve ZEYY): İNZİVÂ EDEN, ÇEKİLİP BİR KÖŞEDE OTURAN, KÖŞESİNE ÇEKİLİP KİMSE İLE GÖRÜŞMEYEN
 
- MÜNZİL(< NÜZÛL): İNZÂL EDEN, AŞAĞI İNDİREN, GÖKTEN İNDİREN
 
- MÜPHEM: BELİRSİZ, KAPALI, ÖRTÜLÜ | ANLAŞILMAZ, KAPALICA
 
- MÜRÂCAAT(< RÜCÛ): GERİ DÖNME, BAŞVURMA, DANIŞMA, YARDIM İSTEME
 
- MÜRÂCAÂT(< MÜRÂCAAT): GERİ DÖNMELER, BAŞVURMALAR, DANIŞMALAR, YARDIM İSTEMELER
 
- MÜRÂÎ(< RİYÂ): İKİYÜZLÜ
 
- MÜREBBÎ(< TERBİYE): TERBİYE EDEN, EĞİTİCİ | BESLEYEN
 
- MÜRECCAH(< RÜCHÂN): TERCİH EDİLEN, ÜSTÜN TUTULAN
 
- MÜRÎD(< REVD): İRÂDE EDEN, EMREDEN, BUYURAN | BİR ŞEYHE BAĞLI OLAN KİMSE
 
- MÜRSEL(< RESEL): İRSÂL EDİLMİŞ, GÖNDERİLMİŞ, YOLLANMIŞ | PEYGAMBER
 
- MÜRŞİD(< RÜŞD): İRŞÂD EDEN, DOĞRU YOLU GÖSTEREN, KILAVUZ | TARÎKAT PÎRİ, ŞEYHİ | GAFLETTEN UYANDIRAN | HADIM ÜL FUKARA
 
- MÜRÜVVET(< MER): İNSÂNİYET, MERTLİK, YİĞTLİK | CÖMERTLİK, İYİLİKSEVERLİK
 
- MÜSÂFİR(< SEFER): MİSÂFİR, YOLDAN GELEN, YOLCU | YOLCULUK SIRASINDA BİRİNİN EVİNE İNEN KONUK | KOMŞUYA GİDEN KİMSE
 
- MÜSAHHAR(< SİHRİYY): TESHİR OLUNMUŞ, ELDE EDİLMİŞ, ELE GEÇİRİLMİŞ | TUTKUN, BOYUN EĞMİŞ
 
- MÜSÂVÎ(< SEVİYY): EŞİT, BİRİNİN ÖTEKİNDEN FARKSIZ OLANI, AYNI HALDE VE DERECEDE BULUNAN
 
- MÜSEMMÂ(< SEMV ve SÜMÜVV): TESMİYE OLUNAN, BİR ADI OLAN, ADLANMIŞ, ADLI | MUAYYAN, BELİRLİ (ZAMAN)
 
- MÜSENNÂ: AYNALI YAZI/HAT
 
- MÜSLÜMAN: KENDİNDEKİ EMÂNETE İHÂNET ETMEYEN | İSLÂM OLMUŞ, SELÂMETE ERMİŞ, KURTULMUŞ, TESLİM OLMUŞ
 
- MÜSTAGNÎ(< GANÎ): DOYGUN, GÖNLÜ TOK | ÇEKİNGEN, NAZLI (DAVRANAN) | GEREKLİ BULMAYAN
 
- MÜSTAĞRAK(< GARK): BATMIŞ
 
- MÜSTAHAKK(< HAKK): MÜSTAHİKK(aslı!)
 
- MÜSTAHİKK(< HAKK): HAK ETMİŞ, HAK KAZANMIŞ, LÂYIK
 
- MÜSTAHLEF(< HALEF): İSTİHLÂF EDİLMİŞ, KENDİ YERİNE GEÇİRİLMİŞ, BAŞKASININ YERİNE KONMUŞ, HİLÂFET ALMIŞ
 
- MÜSTAHSİL(< HÂSIL): YETİŞTİREN, YETİŞTİRİCİ, ÜRETİCİ
 
- MÜSTAİDD(< UDDET): İSTÎDADLI, YETENEKLİ, BİR ŞEYE YETENEĞİ OLAN | AKILLI, ANLAYIŞLI
 
- MÜSTAKARR(< KARÂR): YERLEŞİLEN, DURULAN YER | KARARGÂH
 
- MÜSTAKBEL(< KABL): KARŞILANAN | ÖNDE BULUNAN, İLERİDEKİ, GELECEK
 
- MÜSTAKİLL(< KILLET): BAŞLI BAŞINA, KENDİ BAŞINA, KENDİ KENDİNE, AYRICA, BAĞIMSIZ
 
- MÜSTAKÎM(< KIYÂM): DOĞRU, DÜZ, DİK | TEMİZ, NAMUSLU
 
- MÜSTEÂR(< ÂRİYYET): TAKMA AD
 
- MÜSTECÂB(< CEVÂB): DİLEĞİ KABUL OLUNMUŞ
 
- MÜSTEHABB(< HUBB): SEVİLEN, BEĞENİLEN | FARZ VE VÂCİBDEN BAŞKA OLARAK SEVAP KAZANILAN İŞ
 
- MÜSTEHLİK(< HELÂK): YİYİP İÇEREK TÜKETEN, BİTİREN | TÜKETİCİ
 
- MÜSTESNÂ(< SENY): İSTİSNÂ EDİLEN, KURAL DIŞI BIRAKILAN | ÜSTÜN | AYRI TUTULAN | BENZERLERİNDEN BASKIN
 
- MÜŞÂHEDE(< ŞUHÛD): BİR ŞEYİ GÖZLE GÖRME | ALLAH ÂLEMİNİ GÖRME
 
- MÜŞÂRÜN-İLEYH(< ŞEVR): ADI GEÇEN ZAT, KENDİSİNE İŞARET EDİLEN (KİŞİ)
 
- MÜŞKİL(< ŞEKL): GÜÇ, ZOR, ÇETİN | ENGEL, GÜÇLÜK, ZORLUK
 
- MÜŞKİLÂT(< MÜŞKİL): GÜÇLÜKLER, ZORLUKLAR
 
- MÜŞTÂK(< ŞEVK): İŞTİYAKLI, ÖZLEYEN, GÖRECEĞİ GELEN, CAN ATAN
 
- MÜŞTEHİYÂT(< ŞEHVET): İŞTAHLILAR, İSTEKLİLER
 
- MÜŞTEMİL: KAPSAYAN, İÇEREN, ŞÂMİL OLAN
 
- MÜŞTERÎ(< ŞİRÂ): İŞTİRÂ EDEN, SATIN ALAN, ALICI | ALIŞVERİŞTE BULUNAN | İSTEKLİ | HEM SATIN ALAN, HEM SATAN
 
- MÜTÂLAA(< TULÛ): OKUMA | DEĞERLENDİRME, TETKİK | DÜŞÜNCE
 
- MÜTEÂKIB(< AKAB): BİRBİRİ ARDINDAN GELEN (SIRA İLE) | ARDINDAN GELEN, ARKASI SIRA BELİREN
 
- MÜTEÂL(< ULÜVV): YÜKSEK, YÜCE | ALLAH'IN SIFATLARINDAN
 
- MÜTEALLİK(< ALAKA): ASILI, BAĞLI, İLGİLİ, İLİŞİĞİ OLAN
 
- MÜTECELLÎ(< CELÂ' ve CELV): TECELLÎ EDEN, GÖRÜNEN, MEYDANA ÇIKAN | PARLAK
 
- MÜTEDEYYİN: ILIMLI (İNSAN) | DİNDAR. | DİN İLE GÖREVLİ. | BORÇLU OLAN
 
- MÜTEESSİR(< ESR ve ESÂRET): HÜZÜNLÜ, KEDERLİ, ÜZÜNTÜLÜ | BİRİNİN ACISIYLA ACILANAN | DUYGULANMIŞ
 
- MÜTEHARRİK(< HAREKET): HAREKET EDEN, KIMILDAYAN, OYNAYAN
 
- MÜTEHAYYİR(< HAYRET): HAYRETTE KALAN, ŞAŞMIŞ, ŞAŞIRMIŞ
 
- MÜTEKEVVİN(< KEVN): TEKEVVÜN EDEN, HÂSIL OLAN, MEVCUT BULAN, VAROLAN
 
- MÜTEMMİM(< TEMÂM): TAMAMLAYAN, BİTİREN | TÜMLEÇ
 
- MÜTENÂDÎ(< NİDÂ): BİRBİRİNE NİDÂ EDEN, BİRBİRİNİ ÇAĞIRAN
 
- MÜTENÂSİB(< NİSBET): UYGUN OLAN, HER BAKIMDAN BİRBİRİNE UYGUN, DENK
 
- MÜTERÂDİF(< RİDF): TERÂDÜF EDEN, BİRBİRİNİN ARDI SIRA GİDEN | YAZILIŞI AYRI, ANLAMI BİR OLAN, ANLAMDAŞ (ing., fr. SYNONYME)
 
- MÜTESELSİLEN: SIRA İLE, BİRBİRİ PEŞİ SIRA, ZİNCİRLEME
 
- MÜTEVASSIL: VÂSIL OLAN, KAVUŞAN | MÜNÂSEBET VE YAKINLIK KURAN
 
- MÜTTAKÎ(< VAKY ve VİKAYE): İTTİKA EDEN, SAKINAN, ÇEKİNEN | ALLAH'DAN KORKAN
 
- MÜYESSER(< YÜSR): KOLAYI BULUNUP YAPILAN, KOLAY GELEN, KOLAYLIKLA OLAN
 
- MÜZEKKÎ(< ZEKÂT): TEZKİYE EDEN, TEMİZLEYEN, AKLAYAN
 

ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Hayrettin Karaman- Hoş…

Kulağa hoş gelen, gönüllere rahatlık veren, iyi bi...

Temmuz 20, 2009

MALİKÎ MEZHEBİ

Malik b. Enes b. Malik b. Ebi Amir el Asbahî'ye ni...

Temmuz 06, 2009

İSTİLA DEVİRLERİNİN KOLONİZATÖR …

  Prof. Dr. Ömer Lütfi BARKAN Selçuk-Bizans...

Temmuz 06, 2009

HZ. EBU BEKİR'İN HAYATI

Hz. EBU BEKIR ES SIDDÎK (r.a) (571-634)  &nbs...

Temmuz 05, 2009

RÜYALARIN ÖNEM VE ANLAMI

Rasulullah Muhammed Mustafa (aleyhissalatu vessela...

Temmuz 20, 2009

SELEF VE SELEFILIK

Selef kime denir? Hz. Peygamber s.a.v.'in “En ...

Temmuz 06, 2009

Ahmed Avni KONUK

AHMED AVNİ KONUK (1868 - 19.3.1938) Kadı Alî-zâ...

Temmuz 21, 2009

CÂHİLİYYE DÖNEMI

Bilgisizlik, gerçeği tanımama. İslâm, tam bir aydı...

Temmuz 05, 2009

İSTANBUL’DA MEVLEVÎLİK

Mevlevi Ayini ve Semâ Törenleri çok kez doluluk ...

Ocak 11, 2016

SÜNNİ SUFİ YOLLARI

  Ahilik Bayramilik Buhurilik  ...

Temmuz 06, 2009

TASAVVUFUN KISACA TARİHÎ GELİŞİM…

Hz. Peygamber, sahâbe, tâbiîn ve tebeu't-tâbiîn dö...

Temmuz 07, 2009

Mevlevilik Ve Gazi Mustafa Kemal

Mevlevilik Ve Gazi Mustafa Kemal Yıl 1922... Kası...

Şubat 06, 2009