Mevlevi Ayini ve Semâ Törenleri çok kez doluluk sözkonusu olabilmektedir. Rezervasyon talep formunu doldurup yollayabilir ya da  This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. e-posta adresine rezervasyon talep formunda istenen bilgileri email olarak yollayabilirsiniz. İstenen bilgiler: Tarih; Ad-Soyadı; Kişi sayısı; Cep telefon numarası?

 

Galata Mevlevihanesi

(Kulekapı Mevlevihanesi)


Kuruluş tarihi olarak "er-rüsûh" sözünün arapça ebced karşılığı olan 12/01/897-M.15/11/1491 yılına ait İstanbul Vakıfları Tahrir Defterinde kaydedilmiş kayıttaki ismi İskender Paşa Mescidi ve zaviyesi, daha sonra da semtin adını alan Kulekapı Mevlevihane binasının kapladığı araziyi de içine alan çok geniş bir arazi İskender Paşa b. Veliyyü'd-din Vakfına ait olarak resmi kayıtlarda geçmektedir. Ancak düzensiz şehirleşme ve istimlak, dergâhı bugün ki durumuna getirmiştir. Fetihten önce şimdiki Beyoğlu(Pera) ilçesinin Galata bölgesinde yer alan semtlerden biri olan Kulekapı, vakfiyenin tapusuna ait bu av köşkü arazisi'ni de içine alan bir semtti. Semte bu adın verilmesinin sebebiyse; Ceneviz surlarına ait kulenin yanında yer alan o gün ki şartlarda şehre giriş ve çıkış kapısı olarak kullanılan yapının o zamanlar da sağlam olarak mevcut olmasındandı. İstanbul'a gelip koloni kuran ilk Batı Romalı'lar Amalfi'den gelmişlerdi. Onları Venedik, Ceneviz ve Pisalılar izledi. Başlangıçta bu Batı Roma kolonileri suriçi İstanbul'unda ki; Eminönü ve çevresine yerleşmişlerdi. Bizans'ın(Doğu Roma) onlarla, onların da Bizans'la ve birbirleriyle ilişkileri hiçbir zaman düzgün bir minvalde yürümedi. 12. yüzyılın sonlarında en büyük kavgalardan biri koptu ve şehir halkı Batı Romalılarla aralarındaki Katolik-Ortodoks dinsel ibadet anlayışlarının farklarını bahane ederek, gerçek anlamda ise devletin ekonomik bunalımlarından dolayı Batı Romalılara(Latinler) saldırdı. Bu saldırı epey kanlı bir kıyım oldu. 1204'te, bu durumu bahane eden Venedikliler kıyıma müdahale etme niyetiyle İmaparatorluğun başkentini ele geçirerek, İmparatoru değiştirecek kadar ileriye gidip, Doğu Romalılar(Bizans)dan intikam aldılar ve korkunç bir yıkım ve yağma gerçekleştirdiler. Bu olaydan uzun bir zaman sonra Bizans, Cenevizlilerin yardımıyla, yeniden imparatorluğun başkentini ele geçirince Venedik'lilerle ilişkileri de doğal olarak, bir daha asla düzelemedi. Galata da, yardımları sebebiyle, Venedik'in ezeli rakibi olan Ceneviz'lilere bırakıldı. Başlangıçta Cenevizlilerin burada sur yapmalarına izin verilmedi. Ama zamanla Cenevizliler yüksek, bitişik ve muhkem evler yaparak sura benzer mahalle şeklinde yapılar topluluğu meydana getirdiler. Bu hareketli dönemde Bizans imparatorluğu ise sürekli çöküyor, Latinlerse sürekli güçleniyordu. Bir zaman sonra Bizans, Ceneviz'lilerin sur yapmasını engelleyen gücünü de kaybetti. Ayrıca şunu da belirtmemiz gerekir ki; günümüz İtalyasının bir şehri olan Cenova'da "Galata" ismi ile anılan bir semtte mevcuttur. Galata ve çevre semtlerinin tümü, Cenevizli'lerden kalma adlardır ve "Galata" adı da İtalyanca'da 'inme, iniş, meyil' anlamında 'Calata'(okunup söylenişi: Kalata)dan gelmektedir.

Ceneviz surlarına ait olan bu kalın iç surları, 1453'ten sonra Fatih Sultan II. Mehmet Han Cenevizlilerle anlaşmak için bölgeye daha fazla ticari özgürlükler vererek yıktırdı. Ama bunların yer yer ayakta kalmış olan parçaları bu yüzyılda bile görülebilmektedir. Hâlâ da, ünlü Galata Kulesi dışında birkaç kule ve bazı duvar kalıntıları mevcuttur. Galata Kulesi, surun kuzey sınırını yaklaşık olarak gösterir. Vakfiyenin, yani şimdiki mevlevihanenin kurucu banisi, Kırklareli Vize ilçesinin Çakıllar köyünde yaptırdığı mescidin haziresinde ki türbesinde 1506'dan beri medfun olan Fatih Sultan Mehmed zamanında, ilk önce Gılman-ı Hassa olması için saray hizmetine alınan İskender Paşadır. Ne ilk şeyhi ne de kurucusu Dîvân-i Mehmed Çelebi'nin olmadığı; Dergah Şeyhine özgü olarak verilen Vakıf yöneticiliğinin Şeyh Zeynel Abidin Efendi oğlu Yunus Efendi'ye verilmiş olan, 1491 vakfiye şartları kaydında açıkça yazmaktadır. Tekke ve Dergahların kapatıldığı 1925 yılına kadar Mevlevi zaviyesi ve mescidi olarak İslami hoşgörü altında, Kur'an ışığıyla Mesneviye uygun üslupla tebliğ edip, bir olan Allah'a kul olma işlevini uzun yıllar yerine getirmiştir. Ama bazı nefsini yenememiş dervişler, gücün çekiciliğine aldanarak siyasete ve başka işlere karıştıklarından dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 1925 yılı 677 sayılı kanunuyla tekke ve zaviyeler kapatılıp vakıf malları da devletin hazinesine geçmiş ve bütün ünvanlarının hakları, maaşlarıyla birlikte lağv edilmiş ve bu ünvanları(şeyh, dede, baba, efendi, çelebi, bey, ağa, paşa) kullanmayı da; caydırıcı cezalar koyarak yasaklamıştır. Tekkelerin büyük çoğunluğu bu karara o zamanlar ses çıkarmadan uymuşlardır.

Şimdiki Mevlevihane yapısı, ilk kurulduğu zamandan berri; kendi arazisi üzerinde, bulunduğu yerden iki kez kaydırılarak iç-dış tadilatı da altı kez yapılmıştır. Bu nedenle ne yazık ki binanın ilk mimari yapı özelliklerinin ayrıntıları elde olmadığı için her değişiklik ya da tadilat, yapıyı ilk yapıldığı zamandan çok farklı olan mimari değişikliklere uğratmıştır. Çünkü İskenderpaşa mescid ve zaviyesi olarak kurulan, şimdiki mevlevihane, birçok deprem ve yangınlar geçirdiğinden, ilk yapının mimari özelliklerini tadilatların sağlıksızlığını düşününce, tarihi mimari dokunun tamamen yok olmuş olduğu daha rahat kavranabilir. Ama yapılan son restorasyonda; Osmanlı döneminde yapılan son tadilattan kalan bazı kalem işlerinin bir kısmı yeniden restore edilmiştir. Mevlevihane binasında yaşayan ve hoşgörü timsalleri olan, Kur'an'ı ve Mesneviyi aslına sadık kalacak şekilde, çok bilgili olduğuna nakli delileri akıl pratiğiyle ortaya koyup ikna etmeye gayret ederek anlatan Mevlevi Dervişlerini görmek için ziyaret etmek isteyenler olabilir. Ama ne yazık ki okudukları kitaplarda, yer alan hâyâli derviş karakterleriyle tanışamayacaklar. Şimdiki Mevlevihane arazisi içerisinde yer alan ve müdüriyet olarak kullanılan Kargir(Yığma taş) yapıdaki Halet Efendi kütüphanesi'nin kitapları Süleymaniye Kütüphanesine yollanmış olarak mevcuttur. Galata Mevlevihane'si, Devlete bağlı kamusal bir bina kompleksinin alanı içinde yer aldığı için, Tekke ve zaviyelerin kapandığı 1925'ten ve 1975'te Divan Edebiyatı Müzesi olarak açılmasından berri de devlete bağlı olarak açıldığı zamandan bu yana, hiçbir Mevlevi Dervişi ya da Mevlevi Dedesi ve Şeyhi, 677 sayılı kanununa muhalefet etmemek için, bu bina kompleksinin kamusal alanında yetişmedi.

1925 yılından önce devrinin üst düzey san'at ve siyaset yaşamına Yenikapı Mevlevihanesi ve Elif Efendi(Hasırizade)Tekkesiyle birlikte yön veren tasavvufi kurumlardan biriydi. Yüzyıllar boyunca san'at ve siyaseti bir arada yürüten tekke ve dergahların Osmanlı'nın birçok kurumundaki durumuna çok büyük etki ve müdaheleleri olmuştur. Bu Mevlevihanelerin çevresinde toplanan pek çok kişi, yalnızca güzel san'atların pek çok dalında öğrenim görmüş ve siyaset alanında da kendilerinden ve tarikatlarından uzun uzun söz ettirmişlerdir.

Örneğin;

Siyasi alanda. "IV. Murad" zamanında Makam Çelebisi olan "Ebubekir Çelebi"; "IV. Mehmed" zamanında Makam Çelebisi olan "Hüseyin Çelebi"; "II. Selim" zamanında makam Çelebisi olan "Ferruh Çelebi"; "III. Selim" zamanında makam çelebisi olan "Hacı Mehmed Çelebi" Ve "Mehmed Es'ad Dede(Şeyh GALİB)"; "Abdülaziz Han ve II. Abdülhamid Han" zamanında Yenikapı Mevlevihanesi Şeyhi olan "Osman Selahaddin Dede"; "V. Mehmed (Reşad), VI. Mehmed (Vahidettin)" ve "İttihat ve Terakki Partisi" iktidarı zamanında makam Çelebileri olan "Abdülhalim Çelebi ve Veled Çelebi İzbudak"..

Müzik alanında: Buhurizade Itri Dede Efendi, Hamammizade İsmail Dede Efendi, Zekai Dede, Nayi Osman Dede..

1966-1970 ve son olarak 2006-2011 yılları arasında, çağdaş müzecilik anlayışındaki bir mantıkla restore edilmiştir. Lakin son onarımda çok büyük değişiklikler olmuş. Tevhidhane(Semâhane)de ki avize, ait olduğu Dolmabahçe yollanarak, yerine üst katın tevhidhane(semâhane) içine bakan iç duvarlarına uzun flouresan lambalar monte edilmiş. Tevhidhane(Semahane) kısmını ayakta tutan temeller olan odun kalaslar görünür hale getirilmiş. Üst kata Mustafa Düzgünman'ın, bir önceki restore çalışmaları zamanında hediye ettiği ama depoda kalmış ebruları gün ışığına çıkarılıp sergilenmek üzere, adına sergi salonu açılmış. Herşey daha geniş de olsa camların ardına alınmış. Çok yakın zamanlara ait olan Mevlevi resmi tören kıyafetleriyle beraber bazı tarikatların kullandıkları eşyalarda eskisi gibi camların arkasında muhafaza edilmiş şekilde gezilip görülebilir.


Galata Mevlevihanesinin Cümle kapısının dış kitabesi.

 

Kitabede şöyle yazmaktadır:

 

Himmet-i Mahmud Han bu dergehi Eyledi âbâd şevketle hemân

Sâye-i adlinde ma'mur olmada, Sû-be-sû hep cilvegâh-ı âşıkân

Hak Teâla eylesün ol dâveri Böyle çok hayra muvaffak her zaman

Bir hesapda düşdü mâ'nâ lâfz ile Beyt-i târihin Lebib itdi beyân

Yapdı bu dergâh-ı zibâyı cedîd Binikiyüzellide Mahmûd Hân 1250 Ketebe Yesârîzade Mustafa İzzet (Ğufire lehuma)


Tevhidhane(Semâhane) Bölümüne Girerken Kapı Dışındaki Kitabe:

 

Lâfzen ü mâ'nen iki mısrada üç târîh ile Üçler-âsâ kutb-ı devrânı ider Ziver senâ

Binikiyüzyetmişaltı sâli içinde behîn Kıldı bu dergâhı Şeh Abdülmecîd â'lâ binâ

 

Mukabele-i Şerif(Mevlevi Sema Ritüeli- Töreni) Günleri Linki

http://www.rumimevlevi.com/tr/haberler/2610

 


ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Hayrettin Karaman- Hoş…

Kulağa hoş gelen, gönüllere rahatlık veren, iyi bi...

Temmuz 20, 2009

MALİKÎ MEZHEBİ

Malik b. Enes b. Malik b. Ebi Amir el Asbahî'ye ni...

Temmuz 06, 2009

İSTİLA DEVİRLERİNİN KOLONİZATÖR …

  Prof. Dr. Ömer Lütfi BARKAN Selçuk-Bizans...

Temmuz 06, 2009

HZ. EBU BEKİR'İN HAYATI

Hz. EBU BEKIR ES SIDDÎK (r.a) (571-634)  &nbs...

Temmuz 05, 2009

RÜYALARIN ÖNEM VE ANLAMI

Rasulullah Muhammed Mustafa (aleyhissalatu vessela...

Temmuz 20, 2009

SELEF VE SELEFILIK

Selef kime denir? Hz. Peygamber s.a.v.'in “En ...

Temmuz 06, 2009

Ahmed Avni KONUK

AHMED AVNİ KONUK (1868 - 19.3.1938) Kadı Alî-zâ...

Temmuz 21, 2009

CÂHİLİYYE DÖNEMI

Bilgisizlik, gerçeği tanımama. İslâm, tam bir aydı...

Temmuz 05, 2009

İSTANBUL’DA MEVLEVÎLİK

Mevlevi Ayini ve Semâ Törenleri çok kez doluluk ...

Ocak 11, 2016

SÜNNİ SUFİ YOLLARI

  Ahilik Bayramilik Buhurilik  ...

Temmuz 06, 2009

TASAVVUFUN KISACA TARİHÎ GELİŞİM…

Hz. Peygamber, sahâbe, tâbiîn ve tebeu't-tâbiîn dö...

Temmuz 07, 2009

Mevlevilik Ve Gazi Mustafa Kemal

Mevlevilik Ve Gazi Mustafa Kemal Yıl 1922... Kası...

Şubat 06, 2009