MEVLANA'NIN ESERLERİNDEN İŞARİ TEFSİR ÖRNEKLERİ

 

TEVHİD :

 

ALİ İMRAN-18 :. “Allah kendisinden başka hiçbir ilâhın olmadığına şehadet etmiş

(bildirmiş)tir. Melekler ve adaletli ilim sahipleri de (bu gerçeğe iman ve ikrar ile

şehadet ettiler). O’ndan başka ilâh yoktur. O, mutlak gâlip, hüküm ve hikmet

sahibidir.”

KASAS-88:“Allah ile birlikte, başka bir tanrıya tapıp yalvarma! O’ndan başka tanrı

yoktur. O’nun zâtından başka her şey helâk olacaktır. Hüküm O’nundur ve siz

ancak O’na döndürüleceksiniz.”

“Güneşin varlığına şahit, yine güneştir. Allah’ın varlığının en büyük, en doğru şâhidi yine Allah’tır.

Kur’ân-ı Kerim’de, Allahın şâhit oluşu, hem meleklerin, hem bilginlerin şâhitlikleri beraberce zikredilmiştir.

Allah’tan başka sonsuz, dâim ve bâki olan yoktur, diye Allah, melekler, ve ledün ilmini bilen bilginler şehâdet ederler.

 

 

Yine Mevlânâ, Allah’ın varlığını şu mısraları ile ispatlamaya çalışır:

Adamın biri geceleyin evinde bir ayak sesi duydu. Ateş yakmak için çakmağını eline aldı.

Hırsızda gelip adamın önüne oturdu. Adam çakmağını yaktıkça, hırsız onu söndürdü.

Hırsız çakmağın kavını, ateşi sönsün diye parmağının ucu ile bastırıyordu.

O kimseyse, ateşin kendiliğinden sönüyor zannediyor, onu hırsızın söndürdüğünü görmeyip,

“Bu kav ıslak olmalı ki, rutubetten yanmıyor!” diyordu.

Gece o kadar zifiri karanlıktı ki; o, önündeki ateş söndüreni görmüyordu

Onun da gönlünde böyle bir ateş söndüren vardır ama, kâfir gözü körlüğünden görmez.

Bilen, uyanık gönül; bu dönenin bir döndüreni olduğunu nasıl olur da bilmez?

Nasıl olur da: “Geceyle gündüz kendiliğinden, sahipsiz olarak gidip geliyor,” dersin?

Aklın idrak edeceği hususlarda düşünür durursun, bir bak! Böyle akılsız olmaktan sakın!

Ev, onu bir bina edenle meydana gelir. Söyle, hiç kalfasız ev yapılabilir mi?

Yazıyı bir yazanın olması mı, olmaması mı daha mâkuldür?

Mumun ışıması, onun yanmasıyla mı veya yakılmasıyla mı olur?

Güzel bir sanat, çolak ve kör birinin elinden mi daha iyi çıkar

 

 

Allah’ın zâtından başka her şey fânîdir. Mademki O’nun zâtında yok olmamışsın, artık varlık arama.

Kim bizim zâtımızda, yok olursa “yok olmak” tan kurtulur, Bakâ bulur.

Çünkü o “lâ= yok” dan geçmiş, “illa=ancak”da karar kılmıştır. Makamı “illa” olanlar ise fânî olmazlar.

Her kim Hakk kapısında “ben” ve “biz” diyecek olursa, o kimse “lâ”vadisinde dönüp dolaşıyor demektir. Öyle olanlar dost kapısından kovulur.

 

AZ YEMEK

 

MÜZZEMMİL-20: “...Namazı dosdoğru kılınız, zekatı veriniz. Allah’a gönül hoşnutluğu ile ödünç (para) veriniz. önden nefisleriniz için ne hayır gönderirseniz onu Allah’ın

katında hazır bulursunuz, (hem) bu, daha hayırlı, mükafat bakımından daha

büyüktür…”651

“Gece gündüz ekmek yemekten filvaki beden yapraklanır- yani gelişir- fakat can dalı hazana uğrar ve yapraklarını döker.

Bedenin rızkı, ruhun rızıksızlığıdır. Bedenin zayıflaması, ruhun zevkini artırır.

Allah “Ve akridullahe= Allah’a borç verin” buyurmuştur. Sende bu beden rızkından borç ver, -yani yiyeceğini mümkün olduğu kadar azalt- ki karşılığı ve mükâfâtı olarak kalbinde hakikat çimenleri yetişsin.

Borç ver de bu ten lokmasını azalt, bu suretle de (Gözlerin görmediği ) yüz, görünsün.

 

 

AĞLAMAK

 

TEVBE-82 :“Artık kazanmakta olduklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.”

Bulut ağlamayınca –yani yağmur yağmayınca – yerdeki çimenler nasıl güler?

Çocuk ağlamayınca anasının sütü nasıl coşar?

Bir günlük çocuk bile yolunu bilir ve: “Ağlayım da şefkatli dadım gelsin, meme versin,” der.

Sen bilmiyor musun ki dadıların da dadısı olan Rabb-i Kerîm, ağlamayana süt vermez.

Cenâb-ı Hakk: “Ve’l-Yebkû= Ağlasınlar” buyurmuştur. Buna kulak ver ki Allah’ın ihsan ve kerem sütü aksın.

Dünyanın hayat temeli, bulutun ağlaması ile güneşin hararetidir. Sende bu ipe iyi sarıl.

Eğer bu hararet ve rutubet, kâinatın temeli olmasaydı şu dört mevsim nasıl mamur olurdu?

Güneşin harareti ve bulutların ağlaması nasıl cihanın ağzının tadını getiriyor, nasıl alemi hoş bir hale sokuyorsa.

(Sen de):Akıl güneşini yak ve, gözlerini de bulutlar gibi, gözyaşları saçan bir duruma getir.

 

 

TEVBE:

 

TAHRİM-8:. “ Ey iman edenler nasuh bir tevbe ile Allah’a tevbe edin”

 

Ey Firavun; aklını başına al da bundan sonra küfürden ve zulümden sakın!

Allah’ın lütfü ve keremiyle tevbe kapısı açıktır.

Batı tarafında bir tevbe kapısı vardır ki Kıyâmete kadar açıktır.

Güneş batıdan doğuncaya kadar o kapı açık bulunacaktır. Ey günahkar kimse; ondan yüz çevirme.

Oğul; sekiz cennetin (Merhamet-i İlahiyye) eseri olarak sekiz kapısı vardır ki, (Bab-ı tevbe) de o kapılardan biridir.

Cennetin yedi kapısı bazen açık, bazen kapalı bulunur. Tevbe kapısı ise daima açık bulunur.

Agah ol ve uyanık bulun da, hasetkâr olan şeytana rağmen, eşyanı hemen tevbe kapısına götür.

Çocuklar oyundan hoşlanırlar, oynarlar ama onları, geceleyin evlerine çeke,çeke götürürler.

Küçük çocuk oynayacağı sıra soyunur. Hırsızda onun ayakkabısını, elbisesini çalıp gider.

Çocuk, o kadar şevkle oyuna dalar ki; külahı ve gömleği aklından çıkmıştır.

Akşam olup oyun bitince, o dertlinin eve dönmeye yüzü yoktur.

Muhakkak ki dünya bir oyundan ibarettir. Hadisini duymadın mı? Sen de bu

oyuna dalıp elbiseni yele verdin, şimdi korkmadasın.

Akşam olmadan elbiseni ara. Gündüzünü dedikoduyla geçirme!

Halkı elbise hırsızı görünce ben de sahrada halveti tercih ettim. Ömrümün

yarısı sevgili dileği ile geçti; diğer yarısı da düşmanların derdiyle yok olup gitti.

Cübbeyi bu aldı, külahı o kaptı gitti. Çocuklar gibi bizde oyuna dalıp kaldık.

Ecel akşamı gittikçe yaklaşmakta, bu oyun ne vakte kadar? Gel artık, onu terk et yeter!

Tevbe atına binip hırsıza yetiş, ondan elbiselerini geri al.

Tevbe atı acayip bir attır. Bir anda o yerden göklere sıçrayıverir.

Ama atını da hırsızdan sakın. Zira elbiselerini de o çalmıştı.

Hem atını da çalmaya kalkmasın. Onu her an iki misli gözet.

 

ALLAH SEVGİSİ:

 

MAİDE-54:“Ey imân edenler ! sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, yakında

öyle bir toplum getirecek ki, (O) onları sever, onlarda O’nu severler. Mü’minlere

karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihad

ederler, hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar.Bu Allah’ın bir lütfudur, onu

dilediğine verir. Allah’ın lütfu geniştir, (O) bilendir.”859

Ruhun meyli terakkiye ve şerefedir. Bedenin meyli refah esbabıyla yiyinti toplamayadır.

O terakki ve şerefin meyli ve aşkı da rûh tarafınadır. Bu hususta ‘Yuhibbühüm ve yühibbûnehû=O onları sever onlarda O’nu severler’ âyetini okuyup anla.

Hülâsa: her kim Allah’a tâlip olursa matlûbu olan Cenâb-ı Hakk da ona rağbet eder.

 

İBADET :

 

ZARİYAT-56 : “ Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”

Beşerin yaratılışından maksat ibâdet olduğu için, cehennem, dünyada kafa tutan mütekebbirlerin ibâdetgahı olmuştur.

Âdem evladının her işte kuvveti vardır. Lakin onun yaradılışından maksat, Allah’a ubudiyyet ve ibâdettir.

“Ben insanları ve cinleri ancak bana ibâdet etsinler diye yarattım.” Ayetini oku ve anla ki, dünyadan maksûd olan ibadetten başka bir şey değildir.

(Mevlânâ bu konun daha iyi anlaşılması için bir kaç misal veriyor.)

Kitaptan maksûd olan, bahsettiği fen olmakla birlikte, sen onu yastık yapsan da olur.

Lakin maksat, onun yastık yapılması değil; irfan ve irşâd idi.

Eğer sen kılıcı çivi yapacak olursan, olmam demez. Fakat böyle yapmakla hezimeti, zafer ve nusrete tercih etmiş olursun.

İnsanların yaratılmasından maksat: onların Hakk’ı bilmesi ve O’na ibadet etmesidir. Fakat her insanın kabiliyetine göre, bir ibadet yeri vardır.

Kerim olan kimsenin ibadet yeri ikramdır. Alçak olanın ibadet yeri de onu hasta etmektir.

 

NAMAZDA HUŞU :

 

MÜ’MİNUN-1-2 :“Mü’minler muhakkak felah bulmuş (umduklarına ermişler) dir. Zira onlar namazlarında huşû içindedirler.

 

Biz, bu dünya ambarında buğday topluyor, bir yandan topladığımız buğdayı kaybediyoruz.

Buğdayın kayboluşunun farenin hilesinden olduğunu aklımızı kullanıp idrak etmiyoruz.

Fare ambarı deldi. Onun hilesinden mahsul dağıldı. Ey can, önce farenin şerrini defet, sonra buğday ölçeğini omuzla.

O büyükler büyüğü, (Hz. Muhammed (s.) bak bir sözünde ne der; “Gönül huzuru olmadıkça namaz tamam olmaz.”

Eğer ambar faresinin hilesi yoksa, bizim kırk yıllık amelimizin buğdayı nerede.Bu kadar zamandır doğruluğumuzun, işimizin hasılı niçin ambarımızı

doldurmadı?

 

DUA :

 

MÜ’MİN-60 : “Rabbiniz buyurdu ki: ‘Bana duâ edin, size karşılığını vereyim. Bana

ibadet etmekten büyüklenip yüz çevirenler, muhakkak ki küçülmüş kimseler olarak

cehenneme gireceklerdir.”

 

O karnın düâsı Allah indinde müstecâb oldu. İhtiyaç ateşi, herifin içinden dışına vurdu.

Cenâb-ı Hakk buyurmuştur ki: fasık da olsan, putperes de olsan, bana duâ edince sana icabet eder ve hâcetini veririm.

Sen duâya sağlam sarıl ve feryâd eyle ki, o duâ seni gulyabani elinden kurtarsın.

Herifin karnı kendini Hakk’a teslim edince, bir kedi geldi, onun bıyıklarını yağladığı kuyruk parçasını kapıp kaçtı.

Kedinin arkasından koştularsa da o kaçtı. Herifin oğlunun, babasının tekdîri korkusundan yüzünün rengi değişti.

O küçücük çocuk, babasının bulunduğu meclise geldi. O atıp tutan lafazan herifin şerefini bir paralık etti.

(Dedi ki: Her sabah dudaklarını ve bıyıklarını, kuyruk postekisi vardı ya...)

Ansızın bir kedi geldi, onu kaptı. Çok koştuk kovaladıksa da gayretimiz fayda vermedi.

Mecliste bulunanlar şaştılar ve güldüler, onun hakkında merhamet damarları harekete geldi.

Onu yemeğe çağırdılar ve karnını doyurdular. Onun zeminine merhamet tohumu saçtılar.


ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Hayrettin Karaman- Hoş…

Kulağa hoş gelen, gönüllere rahatlık veren, iyi bi...

Temmuz 20, 2009

MALİKÎ MEZHEBİ

Malik b. Enes b. Malik b. Ebi Amir el Asbahî'ye ni...

Temmuz 06, 2009

İSTİLA DEVİRLERİNİN KOLONİZATÖR …

  Prof. Dr. Ömer Lütfi BARKAN Selçuk-Bizans...

Temmuz 06, 2009

HZ. EBU BEKİR'İN HAYATI

Hz. EBU BEKIR ES SIDDÎK (r.a) (571-634)  &nbs...

Temmuz 05, 2009

RÜYALARIN ÖNEM VE ANLAMI

Rasulullah Muhammed Mustafa (aleyhissalatu vessela...

Temmuz 20, 2009

SELEF VE SELEFILIK

Selef kime denir? Hz. Peygamber s.a.v.'in “En ...

Temmuz 06, 2009

Ahmed Avni KONUK

AHMED AVNİ KONUK (1868 - 19.3.1938) Kadı Alî-zâ...

Temmuz 21, 2009

CÂHİLİYYE DÖNEMI

Bilgisizlik, gerçeği tanımama. İslâm, tam bir aydı...

Temmuz 05, 2009

İSTANBUL’DA MEVLEVÎLİK

Mevlevi Ayini ve Semâ Törenleri çok kez doluluk ...

Ocak 11, 2016

SÜNNİ SUFİ YOLLARI

  Ahilik Bayramilik Buhurilik  ...

Temmuz 06, 2009

TASAVVUFUN KISACA TARİHÎ GELİŞİM…

Hz. Peygamber, sahâbe, tâbiîn ve tebeu't-tâbiîn dö...

Temmuz 07, 2009

Mevlevilik Ve Gazi Mustafa Kemal

Mevlevilik Ve Gazi Mustafa Kemal Yıl 1922... Kası...

Şubat 06, 2009